"-Bir ermiş olmak istisnadır, dürüst bir insan olmak kuraldır. Yanılın, gücünüzü kaybedin, günah işleyin ama dürüst olun.
-Mümkün olduğunca az günah işlemek insanın yasasıdır. Hiç günah işlememek meleğin düşüdür. Dünyevi olan her şey boyun eğer. Günah yerçekimine benzer."
"Cahillere elinizden geldiğince çok şey öğretin, toplum ücretsiz eğitim vermediği için suçludur, kendi karanlığını kendi yaratıyor, Günah karanlık ruhlarda işini kolayca görür. Suçlu günahı işleyen değil, karanlığı yaratandır."
Mareşal, prens, dük, meclis üyesi gibi önemli bir şahsiyet bu bölgelerdeki bir şehre geldiğinde kent eşrafı ona övgü dolu bir nutuk çeker ve içine dört farklı şarap konmuş dört gümüş kadeh ikram ederdi. İlkinin üzerinde "maymun şarabı", ikinci şarabın üzerinde "aslan şarabı", üçüncünün üzerinde "koyun şarabı", dördüncünün üzerinde "domuz şarabı" yazardı.Bu dört ibare sarhoşluğun dört aşamasını ifade ediyordu. İlk sarhoşluk keyif veriyor, ikincisi öfkelendiriyor, üçüncüsü afallatıyor, nihayet dördüncüsü yerlerde süründürüyor.
Kocasından tokat yiyip babasının yanına giden ve intikam hırsıyla:
- Baba, kocamdan bu küstahlığın öcünü almalısın, diyen Arap kızı kadar tatmin olmuştu. Kızın babası "Hangi yanağına tokat attı?" diye sormuştu.
-Sol yanağıma.
Baba sağ yanağına bir tokat atıp, şöyle demişti:
-İşte şimdi halinden memnun olmalısın. Git kocana, babanın "O benim kızımı tokatladı, ben de onun karısını tokatladım," dediğini söyle.
İyi dinleyin: şeker tuzdur. Tuz vücudu kurutur. Şeker tüm tuzların içinde en kurutucu olanıdır. Kanın içindeki sıvıları toplar damarlara pompalar ve kanın pıhtılaşmasına, katılaşmasına, akciğerlerde urlar oluşmasına, dolayısıyla ölüme neden olur. Bu yüzden şeker hastalığı ve verem birbirlerine eşlik ederler. Bu yüzden şeker yemezseniz ömrünüz uzar!