Masalımız, bir çiftlikte bulunan hayvanların çiftliğin kontrolünü eline geçirmesini anlatıyor. En zeki olarak görülen domuzlar başa geçiyor ve daha sonra her şey güzelmiş gibi görünürken, gün geçtikçe daha da kötü bir hale geliyor.
Kitap aslında Rus devriminin kritiğini yapıyor sembolik olarak. Başa geçen Stalin’i eleştiriyor. Stalin – Troçki çekişmesinden bahsediyor. Sınıf ayrımını eleştiriyor. Çalışanların saflığını ve sorgusuz itaat etmesini, otoriteyi sorgulamamasını eleştiriyor. Eleştiriyor da eleştiriyor. Bunu öyle güzel yapıyor ki hayran kalmamak imkansız.
Masalda çiftlik toplumu simgelerken yel değirmeni ise domuzların diğer hayvanları nasıl manipüle ettiğini gösteriyor. Hayvan seçimleri de muhteşem. Başa geçenin bir domuz olması, koyunların “Dört ayak iyi, iki ayak kötü” diye gezmeleri…
Bu yazıları yazarken hala kendime kızıyorum, niye bu kadar geciktim bu kitabı okumak için diye. Siz geç kalmayın, okumadıysanız, hemen okuyun. Okuduysanız, zaten benim anlatmak isteyip de anlatamadığımı çoktan anlamışsınızdır bile…