İnancım şudur ki, tek bir insan çıkıp da yaşamını noksansız, tam olarak yaşarsa, her duygusunu bir biçime kavuşturursa, her düşüncesini dışa vurup bir rüyayı gerçekleştirirse...Kanımca dünyamız yepyeni bir mutlulukla kendine gelir ve insan soyu Orta Çağ'dan kalma hastalıklardan kurtulup Helenistik ülküsüne döner. Belki Helenistik ülküden de soylu, daha harika bir şeye. Ne yazık ki en cesurumız bile kendi gölgesinden çekiniyor. Vahşi olanın kesilip atılması, yaşamımızı trajik bir kendi kendini reddedişe döndürüyor. Bastırmaya çabaladığımız her güdümüz, zihnimizde yuvalanan bir yılan gibi bizi zehirliyor. Gövde bir tek kez günah işler ve günahla ilişkisi kesilir, neden dersen, eyleme geçmek arınmanın ta kendisidir. Eylemden geriye kalan, zevkin anımsanışı ya da pişmanlık duygusunun zenginliğidir. Şeytandan kurtulmanın tek yolu, şeytana uymaktır. Aksine mücadele ederse, ruh kendi kendisine yasakladığı şeyin hasretiyle hastalanır, korkunç yasalarının ucube haline soktuğu ve yasa dışı ilan ettiği şeye arzusuyla sapkınlaşır. Dünyadaki büyük olaylar insan beyninde oluşur derler. Dünyanın büyük günahları da beyinde, sadece orada oluşur.