Bir gün
Çok bunalırsan
Denizin dibinde
Yosunlara takılmış gibi
Soluksuz
Sakın unutma gökyüzüne bakmayı
Gökyüzü senindir
Gökyüzü herkesindir.
-Zülfü Livaneli
… Fakat içinde bulunduğumuz kendini gerçekleştirme çağında, insanın hayatındaki birinci tercihten başkasıyla yetinmesi iradesizlik gibi görülüyor, ayıplanıyordu. Kaderin sandığın şeye boyun eğmek, onurlu bir hareket olmaktan çıkıp korkaklığa dönüşmüştü bir yerlerde. Mutluluğa ulaşma baskısı bazen zulüm şeklini alıyordu, mutluluk herkesin ulaşabileceği ve herkesin ulaşması gereken bir şeymiş de, bu uğurda verilecek en küçük bir taviz dahi bireyin kendi kabahatiymiş gibi.
Hayatı boyunca şişman olmuş, yürümeye başladığından beri şişko diye çağrılmış biri derin duyguların varlığından gerçekten haberdar olabilir mi, ondan bile emin değilim. Nasıl olsun? Öyle şeylerin tecrübesine sahip değildir ki… Trajik bir sahneye asla şahit olamaz; çünkü şişman birinin olduğu bir sahne trajik değil ancak komik olabilir. Şişko bir Hamlet’i düşünebiliyor musunuz mesela? Ya da Oliver Hardy’nin Romeo’yu oynamasını?