İnsan, hayal dahi edemeyeceği bir sır taşımaktadır. Ve bunu öğrenmek için çıkacağı yolculuk, hayatının en büyük macerası olacaktır...
Bu yola girenin yaşamı bir daha asla eskisi gibi olmaz. Samimiyetle ilk adımı atmaya karar verdiğinde; doğduğundan beri hiç uyanmadan yattığı bir yatakta, ağır ağır gözlerini açmaya başlar...
Her devrin kendi ruhu vardır. Ve bugünün ruhu, dünün ilacıyla kemalat bulamaz.
Bugünün insanı; hem özgürlüğü, hem de kapsamlı bir kemalatı sağlayabilmesi için kendi ayakları üzerinde durması beklenen bir varlıktır. Dünkü gibi, gidip kendini bir otoriteye teslim etme ihtiyacında olan insan için, dünün aksine bugün “Acaba nelerden kaçıyor?” sorusu sorulur.
Sonuçların değişmesi ancak tohumların değişmesiyle mümkündür. Tohum; insann anlayışı ve bu anlayışı üzerinden yaşamla kurduğu ilişkidir. Bu anlayış değişmeden, alınan sonuçlar da değişmez.
Tasavvufun en büyük ihtiyacı "bugüne bir köprü kurulmasıydı". Yıllardır kiminle konuşsam "ilgiliyim ama kitapları ve dili ağır bir alan" diyerek, eline aldığı kitapları yarım bıraktığını ifade ediyordu. Sonunda tasavvuf alanına bizi dengeli ve olabilecek en rahat şekilde geçirecek köprü niteliğindeki kitap çıktı! Başta ben de endişeliydim, "acaba gerçekten tasavvufu bugünün diliyle anlatmak mümkün mü?" diye. Ama Bugünün Tasavvufu sadece beklentilerimi karşılamadı, aştı! Beklenmedik manevralarla, her sayfada beni şaşırttı! Baş döndürücü bir deneyimdi. Kapağında dediği gibi: "Bugünün insanına bugünün cevapları". Tasavvuf hiç bu kadar çarpıcı, yalın, derin ve net olmamıştı! Başucu kitaplarının zirvesine aday...