İnsan, hayal dahi edemeyeceği bir sır taşımaktadır. Ve bunu öğrenmek için çıkacağı yolculuk, hayatının en büyük macerası olacaktır...
Bu yola girenin yaşamı bir daha asla eskisi gibi olmaz. Samimiyetle ilk adımı atmaya karar verdiğinde; doğduğundan beri hiç uyanmadan yattığı bir yatakta, ağır ağır gözlerini açmaya başlar...
Her devrin kendi ruhu vardır. Ve bugünün ruhu, dünün ilacıyla kemalat bulamaz.
Bugünün insanı; hem özgürlüğü, hem de kapsamlı bir kemalatı sağlayabilmesi için kendi ayakları üzerinde durması beklenen bir varlıktır. Dünkü gibi, gidip kendini bir otoriteye teslim etme ihtiyacında olan insan için, dünün aksine bugün “Acaba nelerden kaçıyor?” sorusu sorulur.
Sonuçların değişmesi ancak tohumların değişmesiyle mümkündür. Tohum; insann anlayışı ve bu anlayışı üzerinden yaşamla kurduğu ilişkidir. Bu anlayış değişmeden, alınan sonuçlar da değişmez.
Her hastanın ilacı farklıdır... Bir diğerine şifa olan ilaç, sana yaramaz... Seni ihya edecek ilaç da diğerini yataklara düşürebilir... Tüm insanlık tarihi, “birine iyi gelen ilacın herkese iyi geleceği düşüncesi”nin yol açtığı yanılsama sonucu harcanan hayatlarla doludur...