Adam... Araf'ta mi kalmisti yoksa yarım mi kalmisti? Yarım asır önce farklı dinlerden,farklı görüşlerden, farklı medeniyetlerden olan küçük bir arkadaş grubu bu kadar farklilik arasında aynı ortak paydayi bulmuş saygı ve sevgi çerçevesinde gencliklerinin baharını yaşamaktaydı. Fakat ülkelerindeki kitleler için aynı saygi ve sevgi geçerli değildi ki bir iç savaş patlak verdi. Çünkü kabullenme ve saygı duyma aşamasına gelmemiş her yargı savaşa dönüşür; ayrımlar,isyanlar,devrimler ve savaşlar... Milletlerin milletleri yok etmesinden daha kötü bir şey varsa o da bir milletin kendi kendini yok etmesidir diyor yazar. Adam ve arkadaşları da işte bu noktada ülkelerini terketmek zorunda kalıyor. Bir kaçı disinda... Savaş suçunu ülkesini terkeden mi islemekteydi yoksa ülkede kalıp savaş bahanesiyle vicdanını,ahlakını yok sayarak elini kana bulayan mi ? Adam' in gerek iç hesaplasmasini , gerek aşklarını , gerek saygı çerçevesinde arkadaşlarıyla hesaplasmasini ve gerekse kendine bile itiraf edemediği vatan özlemini çok akıcı bir şekilde yazılmış 16 günlük bir not defterinde okuyoruz. "Geldim,gördüm ve hayal kırıklığına uğradım." Diyor yazar ve en iyi yaptığı şeyi yapıyor " Doğu'yu" anlatıyor.