İnsan kalitesi köklü bir kültürden geçer. ''Cultura'' demek, bir toplumda insanların zamanları ve mekanları avuçları içinde tutması demektir. İktisadi krizler veya problemler bu avucu hiçbir zaman açamaz, onlar geçici şeylerdir. Bir millet krizle düşmez ya da yükselmez; bir millet ancak insanın eğitim niteliği yüksekse yükselir, gelişir, zenginleşir.
Eğitimin iyisi müzikle, matematik ve filolojiyle, bir de sporla olur. Bunu sağlayamadığınız sürece, istediğiniz kadar okul açın; netice değişmez. Neden biliyor musun? Zira tarihi zamanda geriye gittikçe, sağlam bir filoloji (dil bilgisi) ve textology denen metin okuma ustalığı gerekiyor. Dünyanın dinine inmek için bu gerekir. Coğrafya da bu vasfı tamamlar. Bir toplum ancak filoloji bilgisine sahipse bütün zamanları kontrol ediyordur. Bir toplum musiki ve matematikten anlıyorsa bütün insanlıkla irtibat kurabiliyordur, dünyalı olmuştur.
Bu gerçeği Türkiye'de kimsenin görmediğini söyleyemem, elbette idrak edenler çıkmıştır. Evvela Mustafa Kemal Atatürk anlamıştır.
*****
Sf. 139
Atatürk'ün filoloji, matematik ve müziğin önemini anlamasıdır. Bunları bir arada yapmadan bizim modern dünyayı kavramamız, insan düşüncesini geliştirmemiz, bir mantık yaratmamız mümkün değildir. Dediğim gibi, bunu idrak edemezsen istediğin kadar okul aç, istediğin kadar para harca, istediğin kadar toplantı yap, istediğin kadar bilgisayar yatırımı yap; bir netice alamazsın. Sistemi doğru kurmak gerekir.