Hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan bir tanesinin yorumuyla geldim. Kitabı nasıl anlatacağımı nasıl tarif edeceğimi bilemiyorum ama yapabildiğim kadar size hislerimi yazacağım.
•
Layana aileden zengin ama yinede kendi ayaklarının üstünde durmayı bilem bağımsız bir kadın. Zaten onun duruşundan bile belliydi kitabın farklı bir şeyler vereceği. Neyse, layana bir gün bir davette milyarder ve mücit olan Brant Sharp ile karşılaşıyor. Başta ona olan ilgisi sadece cinsel bir çekimden ibaret gibi gelse de ikili zaman içinde ayrılmaz duruma geliyorlar. Bir yandan Brant’ın sağ kolu ve onun büyüdüğü dönemde dahi yanında olan Jillian ısrarla bu ilişkiye karşı geliyor ve Layana’ya sürekli pişman olacağını söylüyor.
Kitabı gerçekten nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Layana Bir süre sonra kitapta Brant karakterini Lee diye bir adamla aldatmaya başlıyor ve sürekli ikisini karşılaştırıyor. Yok işte “brant daha soft ama lee daha sert.” Gibi farklılıkları söylüyor. Layana’ya öyle çok kızdım ki çünkü Brant benim için mükemmel bir adamdı. Deliriyordum okurken nasıl aldatır diye… fakat kitabın yarısından sonra öyle bir gerçek ortaya çıkıyor ki… bakın burda Layana’ya hayran kalmaktan, Jillian’a hem hak verip hem nefret etmekten ve Brant’a üzülmekten başka hiçbir şey yapamıyorsunuz. Geçirdiğiniz şok zaten cabası… İnanılmaz bir konu, inanılmaz sürükleyici olaylar, inanılmaz derin karakter analizleri ve inanılmaz derecede şaşırtmacalar. Ayrıca inanılmaz derecede sağlam bir aşk… Ne diyeceğimi daha fazla kitabı nasıl anlatacağımı bilmiyorum ama ben herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum kesinlikle %100 tavsiyemdir. Kitapta cinsellik var evet ama konu bundan çok uzak. Lütfen bu kitaba bir şans verin. Asla pişman olmayacaksınız!
Karanlık YalanlarAlessandra Torre · Yabancı Yayınevi · 2015614 okunma
İçinizi sıcacık edecek, yazın okunabilecek en soft en güzel aşk hikayelerinden biriyle geldim. Size Ollie ve Will’i anlatmaya geldim.
Ollie ve Will bir yaz tatilinde tanışıyorlar ve aralarında arkadaşlıktan çok daha fazlası gelişiyor. Yaz bittiğinde ise Ollie kendini Will’e çaresizce aşık halde buluyor fakat Will’in mesajlarını görmemesi kalbini kırıyor. Ardından gerçekleşen bir olay sonrası Ollie Will’in okuluna başlamak zorunda kalıyor.
LGBT bireyi olmak her zaman zordur. Ollie de zorbalığa uğramaya alışmış haliyle. Yeni okulunda yeni arkadaşlar edinirken bir yandan Will’in onu okulda dahi görmezden gelmesiyle bir yandan da yeni insanların onu kabul edip etmeme korkusuyla yaşıyor. Başlarda Will’e kızdım. Baya kızdım. Ollie onun gözünün içine bakarken onunla resmen dalga geçer gibi ondan uzak durmasına kızdım. Ama sonra onu da anladım. Tüm arkadaşları hetero muhabbeti yaparken açılması zordu. Ailesine de açılması zordu. Hislerini kabul etmesi bir miktar zaman aldı. Sonrasında her şey yavaş yavaş gelişti zaten.
Kitaba dair en sevdiğim şey arkadaşlık ve aile bağlarına çok güzel bir şekilde değinmesiydi. Bir insanı olduğu gibi kabul etmek ailesi tarafından özellikle çok önemli bir şey. Bu kitapta bunu çok güzel hissediyorsunuz. Ayrıca Ollie en en sevdiğim karakter oldu ve bence Will’le olan bağlarını okumak aşırı keyifliydi. Dili akıcı, yalın ve oldukça eğlenceli bir kitaptı. Hatta ben çoğu noktada kalp çarpıntısı ile benzettim kitabı ki ikisi de aynı güzel yerlere parmak basıyorlar. Sözün özü, okuyun okutun. Bence siz de bu kitaptan çok güzel şeyler öğrenebilirsiniz. TAVSİYEMDİR
Geldik benim Briar kampüsü serisindeki en sevdiğim kitaba… dördüncüyü henüz okumadım ama ilk üç kitap içinde açık ara en sevdiğim buydu.
Serideki en sevdiğim kadın karakter zaten Brenna’ydı. Onun hikayesini okumak bana keyif verdi. Briar hokey takımının antrenörününkızı oluyor Brenna ve en büyük hayali bir spor muhabiri olmak. Spora meraklı. Hokey hakkında her şeyi biliyor. Özgüvenli ve güzel olmasının yanı sıra zeki. Ancak öyle bir şey oluyor ki kendini birden riskli bir durumun içinde bulup, briar’ın en büyük düşmanı harvard’ın yıldız forveti Jake’le bir anlaşma yapmak zorunda kalıyor. Bundan sonrası zaten olaylar karışıyor.
Bu kitapta ilk öncelikle sevmediğim tek şeyden bahsedeceğim. Duygusal yönü eksik. Bu serideki tüm kitaplarda bu eksik asla o Off kampüs serisindeki tadı alamıyorsunuz. Ama mesela takip kitabı ve oyun kitabı bence her anlamda Risk kitabına göre daha duygusuz ve daha boştu. Risk en azından beni eğlendiren ve karakterleri çok iyi tanımamı sağlayan bir kitaptı ve gerçekten keyif aldım. Jake ve Brenna’nın alaycı yönlerini aynı zamanda tensel uyumlarını okuması oldukça keyifliydi. Yazar sonlara doğru biraz da olsa size bir takım duygu geçişleri yaşatıyor. Elle Kennedy’nin bu yönünü bu yüzden seviyorum. Neyse, özetle demem o ki ben Risk’i sevdim. Serideki en keyifli kitaptı. Bakalım dört hakkında ne düşüneceğim. Seri tam kafa dağıtmalık olduğu için tavsiyemdir. Elle ne yazsa okur ve tavsiye ederim zaten. 8/10
Okuduğum en güzel çizgi romanlardan birini getirdim size. Charlie ve Nicholas’ın tatlı hikayesine konuk olacağız.
Charlie eşcinsel olduğu için hayatı boyunca zorbalığa uğramış bir insan ve bu yüzden biraz içine kapanık biraz da çekingen yaşıyor. Aslında inanılmaz yetenekli. Derslerinde olsun konu müzik ya da spor olsun hiç fark etmez. Sonra birden okulda Nicholas adında bir çocukla tanışıyor. İkilinin ilişkisi oldukça arkadaşvari başlasa da Charlie ona kalbini kaptırmaktan kendini alamıyor. Nicholas ise bu işte yeni… tercihlerini, biseksüel oluşunu daha yeni yeni keşfediyor ve haliyle biraz korkuyor.
İkilinin arasındaki o sıcak anlar, birbirlerine olan bakışları, konuşmaları ve bunların çizimlerle birleşmiş olması inanılmaz keyifliydi. Okurken bir çırpıda bitireceksiniz zaten. Ama sonu öyle bir yerde kaldı ki kitabı elinizden bırakırken nerde devamı diye delirmeniz çok muhtemel ihtimal. Kalbinizin çarpıntısını en az charlie ve nick kadar hissedeceğinize bahse varım! Lafın özü, tavsiye etmekle kalmıyor, almanız okumanız için ısrar ediyorum! unutmayın, AŞK AŞKTIR! Charlie ve Nick sizi bekliyor.