Buşra️ Balçık

Buşra️ Balçık
@Deppworth
Yazar.
Sanat Tarihçisi
Lisans
Antalya
5 Ağustos 1993
114 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
10/10
·288 syf.·
Beğendi
·
2021 38. kitabı
Merhaba canlarım. Yine size ayıla bayıla okuduğum olay bir kitapla geldim. Leigh Bardugo kalemine hayranım az çok biliyorsunuz. Bu kitapta kendisi bizi farklı farklı hikayelerle karşılıyor. Arka kapakta da söylediği gibi, aşk, ihanet ve intikamla dolu altı hikayeden oluşuyor kitap. Hikayelerini hepsi farklı farklı konulara ince ince değiniyor ve bence en büyük ortak özellikleri hepsinin öğüt verici nitelikte olması. Buna ekstra olarak bir de hepsinin ters köşeli sonlarla bitmesi inanılmaz bir keyif verdi bana. Ben hikayelerden en çok; -AYAMA VE DİKENLİ ORMAN -KÜÇÜK BIÇAK -SU, ATEŞ ŞARKSINI SÖYLEDİĞİNDE Hikayelerini sevdim. Özellikle ayama beni öyle çok etkiledi ki en çok post itim o hikayede harcandı. Hikayelerin içeriklerine değinmiyorum çünkü bütün havasının kaçacağı kanısındayım. Ama yukarıda da dediğim gibi hepsi ciddi anlamda insanda iz bırakacak tarzda karanlık ve düşündürücü hikayeler. Kitabı eğer almadıysanız ben almanızı tavsiye ederim. Hatta şiddetle tavsiye ederim. Çok büyük keyif alacağınıza eminim. Leigh Bardugo zaten okuru kendine bağlamayı biliyor ve eminim sizi de bağlayacaktır. Son olarak kitabın tasarımına bayıldığımı da belirtmek istiyorum! Kitapla kalın
Dikenlerin DiliLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 2021714 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·368 syf.·
Beğendi
·
2021 37. kitabı
OH MY GOD! Diyerek girmek istiyorum konuşmaya. Serinin en iyi kitabını okudum. Aksiyonun, maceranın ve dozunda fantastiğin keyifli bir harmanıydı bu kitap. Biliyorsunuz Kestra’nın hikayesi git gide bir yoğunluk kazanarak ilerliyor. Şimdi spoiler vermedem yorumlamaya çalışacağım. Kestra seçildiği görevi tamamlamak adına büyüsüne eriştiğinde ve bu büyü onu yozlaşma adı verilen insani duygulardan uzak bir varlığa dönüştürmeye başladığında işler karışıyor. Bir yandan ondan nefret eden kendi kanı olan Halderian halkı, bir yandan Lord Endrick ve diğer yandan dengesizliğiyle bu kitaba damga vuran Simon. Bazı noktalarda öyle çok delirdim ki tarif edebileceğimi sanmıyorum. Kestra etrafındaki herkes korumak adına bazı kararlar alırken bir yandan da içindeki yozlaşmayla savaşıyor ve Endrick’i öldürmek için plan yapıyor. Bu sırada ona yardımcı olan Loelle ve Joth var. Başlarda Joth’a karşı çok nötrdüm sonra onu bi sever gibi oldum sonrası… bir şey demek istemiyorum. Kitapta arka arkaya olaylar patlak veriyor yani kafanızı çevirseniz yeni bir aksiyon. Mesela ben kitabın sonunda olmasını beklediğim bir olayı ortalarda okudum ve sonra dedim ki, eee devamında ne olacak? İşte ters köşeyi burda yaşadım. Olaylar öyle bir hal aldı ki, Kestra’nın yozlaşmış manyak haline mi kızayım aynı zamanda bunla savaşıp kendini kaybetmemesine mi sevineyim yoksa Simon ve Harlyn’in gereksiz hallerine mi delleneyim bilemedim. Bu arada, bu unsurlar kitabı bana sevdiren şeylerdi. Ben dört dörtlük karakterler yerine hatalar yapan bunlardan ders alan karakterleri seviyorum. Sanırım bu sebepten ki ben Simon’a kızarken bile hala onu seviyorum. Kestra da 0 hatasız değildi mesela Joth ile olanlarda beni deli etti ama ona da kızmadım. Herkese bir noktada hak verdim. Ay daha konuşsam susamam herhalde o yüzden hala
Savaşçının LanetiJennifer A. Nielsen · Yabancı Yayınları · 2021195 okunma
“İnsan eli yardımcı olduğunda, tanrının sillesi daha tez gelir.” “Şeytanınki de öyle,” dedi Beatrice gülümseyerek.
Sayfa 228
10/10
·320 syf.·
Beğendi
·
2021 40. kitabı
Herkese selam. Yine royal ailesinin beni mahvettiği bir kitapla geldim. Kağıt prensesten sonra bu kitabı ne kadar merak ettiğimi bilemezsiniz. Bir kısmını İngilizce PDF olarak okumuştum ama tabii ki kitabı elinize alıp okumakla bir değil. Haydi yoruma geçelim. • Birinci kitabın sonu öyle bir yerde bitmişti ki cinnet geçirmemek için hiçbir sebebim yoktu. Reed’i boğmak istemiştim. İkinci kitapta tam bu olayın sonrasından devam ediyor. Reed yaptığı hatanın ve eşekliğin farkına vararak çekip giden Ella’nın peşine düşüyor. Ella elbette Royal malikanesine dönüyor. Olaylar zaten o döndükten sonra başlayarak üçe beşe katlanıyor. Bu kitapta ben yine en çok Easton’ı sevdim. Serserilikte sınır tanımıyor ama seviyorum işte. Callum’a karşı nötrüm. O kadar saf bir adam ki hikayede ne işin var senin diyesim geliyor bu entrikalı ortamda öylece ortada kaldı. Reed resmen gözüme girdi! Ella için yaptıklarına kalbimi bırakıyorum. Gideon’a gelirsek seni de Brooke ve Dinah’ı boğmak istediğim kadar boğmak istiyorum tam bir gerizekalısın! İkizler Sawyer ve Seb hakkında bir fikir edinemiyorum çünkü varlıkları ve yoklukları bir kitapta. Gelelim Ella’ya! Allahım nasıl bir kraliçesin sen kızım! Hayranım her hareketine her sözüne! Duruşu ve bakış açısı şahane bir karakter bana göre Ella. Öyle iyiydi ki bu kitapta yani ne desem bilemiyorum. Kitabın sonlarına doğru bir sürü olay oluyor ve öyle bir şey gerçekleşiyor ki ağzım açık bitirdim kitabı. Pardon bir mi dedim? Asla bir değil özür dilerim. Yine entrika, aksiyon, aşk ve daha nicesine doyduğum ve yine benim için 10/10 olan bir kitaptı. Royal ailesi beni mahvetmekten haşatımı çıkardı ama sesim çıkmaz asla! Çok çok sevdim! Allah aşkına bekletmeden seriyi alın ve okuyun! Bayılacaksınız. (not; +16 uyarısını yapmak istiyorum!)
Paramparça PrensErin Watt · Yabancı Yayınları · 2021918 okunma