Buşra️ Balçık

Buşra️ Balçık
@Deppworth
Yazar.
Sanat Tarihçisi
Lisans
Antalya
5 Ağustos 1993
114 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·560 syf.·
2021 42. kitabı
Eveeet, bugün sizlere çok fazla etkilenerek okuduğum bir tarihi roman yorumu ile geldim canlarım. Düşünsenize Game of Thrones gibi bir kült, bu kitaplardan esinlenilmiş. Şimdi sizleri alıp 1280 ve 1300’lü yılların Fransa’sına, Yakışıklı Philippe (IV. Philippe. Yakışıklılığı ün saldığı için böyle hitap ediliyor.) ‘in Fransa tahtını salladığı dönemlere götüreceğim. Dünya tarihine ne kadar hakimsiniz bilmiyorum canlar ama bu kitaptan keyif almak için bir miktar tarihi bilgi ve araştırma şarttır benim görüşümce. Şimdi yoruma geçelim. • Philippe’in hükmettiği süreç boyunca yaptıkları özellikle haçlı seferleri sonrasında oluşan tapınak şovalyeleri baş kaldırısına getirdiği çözüm, tarihe damga vuruyor. Her şeyden önce, Philippe’in oğulları ve kızı Isabelle hikayede büyük rol oynuyorlar. 1. Kitap Demir Kral’da biz Isabelle ve Philippe’in aldıkları bir kararla nasıl kaderlerinin ve belki de fransa tahtının daimi gidişatının değişmesine şahitlik ediyoruz. Aynı zamanda Philippe’in yaktırdığı tapınak şövalyeleri tarafından lanetlenmesi büyük bir yankı uyandırıyor. Isabelle ise iki erkek kardeşinin evlendiği kadınların işlediği bir günahı, hanedan üyesi olan Robert D’artois ile ortaya çıkarıp Philippe yani babasına söylediğinde her şey sarpa sarıyor. Yazarın tarihi bozmadan kronolojik sırada anlattığı olaylar silsilesine BAYILDIM! Nokta atışı yerler mevcuttu. Konuşmalar ve karakterler arasındaki siyasi çekişme çok iyiydi. Kitapta dönen entrika ve ihanetin zaten haddi hesabı yok. Çarpık ilişkiler ve bu ilişkilerin bir krallığın kaderini nasıl da değiştirebileceğine şahit oluyorsunu. İkinci kitap Boğulan Kraliçe’de (kitap iki kitabın birleşiminden oluşuyor. Bir demir kral iki boğulan kraliçe) olaylar Philippe sonrası tahta geçen ve maalesef başına gelen rezil bir olayla adı çıkmış
Demir KralMaurice Druon · Epsilon Yayınevi · 202161 okunma
7/10
·496 syf.·
2021 34. kitabı
Merhabalar! Öncelikle şöyle söylemek istiyorum, kitabın kapak tasarımı ve mizanpaj düzenlemesi harika! Şimdi gelelim kitaba. Fazla konu detayına girmeden, konu bakımından oldukça kendine has ve farklı bulduğum bir kitaptı. Düşünsenize bir kütüphaneci çırağısınız ve bu kütüphanedeki tüm kitaplar konuşuyor! Hepsi birbirinden büyülü ve karakteristik özelliklere sahipler. Kitabın bu yönüne ve bu açıdan diğer fantastiklerden ayrılmasına bayıldım. Gelelim karakterlere. Baş karakterimiz Elisabeth. Ah be kızım o kadar iyi bir karakter potansiyelin var ki aslında… Elisabeth çok güçlü bir kadın karakter olarak karşılıyor bizi yalnız bu kızımızın bir eksiği var ki o da duyguları. Yani sevdiği birine bir şey oluyor Elisabeth peki tamam diyip geçecek bir konumda o kadar hissedemedim ki ne yaşadığını. Bu aynı şekilde Nathaniel için de geçerliydi. Ah Nath, sen muhteşem bir detaydın ama senin de hislerini çözemedim. Silas… herkes sana düşüyor yiğidim haklılar bir iblis olsan da herkesin arkasını sen topladın tüm kitap! Helal olsundu. Bu arada Nath ve Silas birbirlerine bağlılar diyim size. Nath zaten bir büyücü Bazı yerlerde onun o esprili havasından dehşet keyif aldım. Elisabeth’e yaptığı hileli ve zekice konuşmalar şahaneydi. Keşke Elisabeth’de aynı şekilde karşılık verseydi dedim sürekli ama kendisi fazla sakin. Kitabın başı ağır ilerliyor ve bence bu akıcılığı da bir miktar bozmuştu. Ortalardan sonra olaylar tak diye açılmaya başlıyor ve öyle çok olay oluyor ki birden arka arkaya şoklar yaşıyorsunuz. Nathaniel ile ilgili de bazı şok edici şeyler oldu sonlara doğru ve ben isterdim ki bize o olayın bazı ipuçları bırakılsın. Silas zaten başta da dediğim gibi tüm hikayeyi sırtlanan bir karakterdi gözümde. Uzun lafın kısası demem o ki kitap benim için normal bir fantastik kitap
Dikenlerin BüyüsüMargaret Rogerson · Ephesus Yayınları · 20241,517 okunma
10/10
·288 syf.·
Beğendi
·
2021 38. kitabı
Merhaba canlarım. Yine size ayıla bayıla okuduğum olay bir kitapla geldim. Leigh Bardugo kalemine hayranım az çok biliyorsunuz. Bu kitapta kendisi bizi farklı farklı hikayelerle karşılıyor. Arka kapakta da söylediği gibi, aşk, ihanet ve intikamla dolu altı hikayeden oluşuyor kitap. Hikayelerini hepsi farklı farklı konulara ince ince değiniyor ve bence en büyük ortak özellikleri hepsinin öğüt verici nitelikte olması. Buna ekstra olarak bir de hepsinin ters köşeli sonlarla bitmesi inanılmaz bir keyif verdi bana. Ben hikayelerden en çok; -AYAMA VE DİKENLİ ORMAN -KÜÇÜK BIÇAK -SU, ATEŞ ŞARKSINI SÖYLEDİĞİNDE Hikayelerini sevdim. Özellikle ayama beni öyle çok etkiledi ki en çok post itim o hikayede harcandı. Hikayelerin içeriklerine değinmiyorum çünkü bütün havasının kaçacağı kanısındayım. Ama yukarıda da dediğim gibi hepsi ciddi anlamda insanda iz bırakacak tarzda karanlık ve düşündürücü hikayeler. Kitabı eğer almadıysanız ben almanızı tavsiye ederim. Hatta şiddetle tavsiye ederim. Çok büyük keyif alacağınıza eminim. Leigh Bardugo zaten okuru kendine bağlamayı biliyor ve eminim sizi de bağlayacaktır. Son olarak kitabın tasarımına bayıldığımı da belirtmek istiyorum! Kitapla kalın
Dikenlerin DiliLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 2021714 okunma
9/10
·368 syf.·
Beğendi
·
2021 37. kitabı
OH MY GOD! Diyerek girmek istiyorum konuşmaya. Serinin en iyi kitabını okudum. Aksiyonun, maceranın ve dozunda fantastiğin keyifli bir harmanıydı bu kitap. Biliyorsunuz Kestra’nın hikayesi git gide bir yoğunluk kazanarak ilerliyor. Şimdi spoiler vermedem yorumlamaya çalışacağım. Kestra seçildiği görevi tamamlamak adına büyüsüne eriştiğinde ve bu büyü onu yozlaşma adı verilen insani duygulardan uzak bir varlığa dönüştürmeye başladığında işler karışıyor. Bir yandan ondan nefret eden kendi kanı olan Halderian halkı, bir yandan Lord Endrick ve diğer yandan dengesizliğiyle bu kitaba damga vuran Simon. Bazı noktalarda öyle çok delirdim ki tarif edebileceğimi sanmıyorum. Kestra etrafındaki herkes korumak adına bazı kararlar alırken bir yandan da içindeki yozlaşmayla savaşıyor ve Endrick’i öldürmek için plan yapıyor. Bu sırada ona yardımcı olan Loelle ve Joth var. Başlarda Joth’a karşı çok nötrdüm sonra onu bi sever gibi oldum sonrası… bir şey demek istemiyorum. Kitapta arka arkaya olaylar patlak veriyor yani kafanızı çevirseniz yeni bir aksiyon. Mesela ben kitabın sonunda olmasını beklediğim bir olayı ortalarda okudum ve sonra dedim ki, eee devamında ne olacak? İşte ters köşeyi burda yaşadım. Olaylar öyle bir hal aldı ki, Kestra’nın yozlaşmış manyak haline mi kızayım aynı zamanda bunla savaşıp kendini kaybetmemesine mi sevineyim yoksa Simon ve Harlyn’in gereksiz hallerine mi delleneyim bilemedim. Bu arada, bu unsurlar kitabı bana sevdiren şeylerdi. Ben dört dörtlük karakterler yerine hatalar yapan bunlardan ders alan karakterleri seviyorum. Sanırım bu sebepten ki ben Simon’a kızarken bile hala onu seviyorum. Kestra da 0 hatasız değildi mesela Joth ile olanlarda beni deli etti ama ona da kızmadım. Herkese bir noktada hak verdim. Ay daha konuşsam susamam herhalde o yüzden hala
Savaşçının LanetiJennifer A. Nielsen · Yabancı Yayınları · 2021195 okunma