Buşra️ Balçık

Buşra️ Balçık
@Deppworth
Yazar.
Sanat Tarihçisi
Lisans
Antalya
5 Ağustos 1993
114 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·652 syf.·
Beğendi
·
2021 44. kitabı
“Sığ sözlere öyle alışılmış ki, yeni fikirler üretenin vay haline!” • KIRMIZI VE SİYAH - STENDHAL • Selam canlar! Şimdi sizi alıp bir güzel 1830’lu yılların Fransa’sına götürüyorum. Hani şu fransız devriminin sona erip aristokrasinin tekrar şahlanarak kralın taç giydiği ve din adamlarının güçlendiği döneme. Ama bir açıklık getirelim bu kitap bir psikolojik tahlil aynı zamanda romantik bir eserdir. Eserin altında yatan tarihi eleştiri ise bambaşka bir boyut. Duydunuz mu bilmem ama kitabın adındaki Kırmızı o devrin siyasi durumunu Siyah ise dini durumunu simgeler. Bu renkler bence aynı zamanda kitaptaki aşk hikayelerine de bir atıf. Gelin konuya bir bakalım. Julien Sorel bir kerestecinin oğludur ve bir gün bulunduğu bölgenin belediye başkanından çocuklarına eğitim vermesi için iş teklifi alır. Julien başta çok sakin ve ezilen bir karakterken bu teklifi alıp aristokrasi hayatına daldığında son hız başkalaşan bir çizelgeye sahip. Yaşadığı yasak aşktan tutun yükselme arzusuna kadar karakterin adım adım başkalaşmasını okuyorsunuz. Bir kere Stendhal zaten Tarihi devrimlerden tutun da Napolyon yönetimine kadar yergi ve eleştiride bulunan şahane bir realistik gözlem sunuyor size. Bunu yaparken sizi sıkmıyor ve romantik bir aşk hikayesinin içine de atıyor. Kitabın ilk yarısında Julien’in psikolojik durumlarıyla beraber diğer karakterlerin de içinde bulundukları durumlara bakış açılarını okuyoruz. Biliyorsunuz zaten kitap ilk psikolojik roman niteliği dahi taşıyor. Julien’in ilk kitaptaki karakter gelişimi devam kitabında oturuyor ve boyut atlıyor diyebilirim. Kahramanımızın yaşadığı aşk ilişkileri ve siyasi duruşu çok incelikle işlenmişti. Realizm altında sunulmuş bir aşk romanı okuyorsunuz. Düşünsenize yazar her şeyi ağzınıza bir parmak bal çalar gibi aklınıza iliştiriyor.
Kırmızı ve SiyahStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202212,6bin okunma
10/10
·560 syf.·
2021 42. kitabı
Eveeet, bugün sizlere çok fazla etkilenerek okuduğum bir tarihi roman yorumu ile geldim canlarım. Düşünsenize Game of Thrones gibi bir kült, bu kitaplardan esinlenilmiş. Şimdi sizleri alıp 1280 ve 1300’lü yılların Fransa’sına, Yakışıklı Philippe (IV. Philippe. Yakışıklılığı ün saldığı için böyle hitap ediliyor.) ‘in Fransa tahtını salladığı dönemlere götüreceğim. Dünya tarihine ne kadar hakimsiniz bilmiyorum canlar ama bu kitaptan keyif almak için bir miktar tarihi bilgi ve araştırma şarttır benim görüşümce. Şimdi yoruma geçelim. • Philippe’in hükmettiği süreç boyunca yaptıkları özellikle haçlı seferleri sonrasında oluşan tapınak şovalyeleri baş kaldırısına getirdiği çözüm, tarihe damga vuruyor. Her şeyden önce, Philippe’in oğulları ve kızı Isabelle hikayede büyük rol oynuyorlar. 1. Kitap Demir Kral’da biz Isabelle ve Philippe’in aldıkları bir kararla nasıl kaderlerinin ve belki de fransa tahtının daimi gidişatının değişmesine şahitlik ediyoruz. Aynı zamanda Philippe’in yaktırdığı tapınak şövalyeleri tarafından lanetlenmesi büyük bir yankı uyandırıyor. Isabelle ise iki erkek kardeşinin evlendiği kadınların işlediği bir günahı, hanedan üyesi olan Robert D’artois ile ortaya çıkarıp Philippe yani babasına söylediğinde her şey sarpa sarıyor. Yazarın tarihi bozmadan kronolojik sırada anlattığı olaylar silsilesine BAYILDIM! Nokta atışı yerler mevcuttu. Konuşmalar ve karakterler arasındaki siyasi çekişme çok iyiydi. Kitapta dönen entrika ve ihanetin zaten haddi hesabı yok. Çarpık ilişkiler ve bu ilişkilerin bir krallığın kaderini nasıl da değiştirebileceğine şahit oluyorsunu. İkinci kitap Boğulan Kraliçe’de (kitap iki kitabın birleşiminden oluşuyor. Bir demir kral iki boğulan kraliçe) olaylar Philippe sonrası tahta geçen ve maalesef başına gelen rezil bir olayla adı çıkmış
Demir KralMaurice Druon · Epsilon Yayınevi · 202161 okunma
7/10
·496 syf.·
2021 34. kitabı
Merhabalar! Öncelikle şöyle söylemek istiyorum, kitabın kapak tasarımı ve mizanpaj düzenlemesi harika! Şimdi gelelim kitaba. Fazla konu detayına girmeden, konu bakımından oldukça kendine has ve farklı bulduğum bir kitaptı. Düşünsenize bir kütüphaneci çırağısınız ve bu kütüphanedeki tüm kitaplar konuşuyor! Hepsi birbirinden büyülü ve karakteristik özelliklere sahipler. Kitabın bu yönüne ve bu açıdan diğer fantastiklerden ayrılmasına bayıldım. Gelelim karakterlere. Baş karakterimiz Elisabeth. Ah be kızım o kadar iyi bir karakter potansiyelin var ki aslında… Elisabeth çok güçlü bir kadın karakter olarak karşılıyor bizi yalnız bu kızımızın bir eksiği var ki o da duyguları. Yani sevdiği birine bir şey oluyor Elisabeth peki tamam diyip geçecek bir konumda o kadar hissedemedim ki ne yaşadığını. Bu aynı şekilde Nathaniel için de geçerliydi. Ah Nath, sen muhteşem bir detaydın ama senin de hislerini çözemedim. Silas… herkes sana düşüyor yiğidim haklılar bir iblis olsan da herkesin arkasını sen topladın tüm kitap! Helal olsundu. Bu arada Nath ve Silas birbirlerine bağlılar diyim size. Nath zaten bir büyücü Bazı yerlerde onun o esprili havasından dehşet keyif aldım. Elisabeth’e yaptığı hileli ve zekice konuşmalar şahaneydi. Keşke Elisabeth’de aynı şekilde karşılık verseydi dedim sürekli ama kendisi fazla sakin. Kitabın başı ağır ilerliyor ve bence bu akıcılığı da bir miktar bozmuştu. Ortalardan sonra olaylar tak diye açılmaya başlıyor ve öyle çok olay oluyor ki birden arka arkaya şoklar yaşıyorsunuz. Nathaniel ile ilgili de bazı şok edici şeyler oldu sonlara doğru ve ben isterdim ki bize o olayın bazı ipuçları bırakılsın. Silas zaten başta da dediğim gibi tüm hikayeyi sırtlanan bir karakterdi gözümde. Uzun lafın kısası demem o ki kitap benim için normal bir fantastik kitap
Dikenlerin BüyüsüMargaret Rogerson · Ephesus Yayınları · 20241,517 okunma