Benim sıram gelip de avuçlarımı sabırsızlıkla açıp Füsun'un
kolonya dökmesini beklerken, bir an göz göze gelirdik. O zaman ilk bakışta birbirlerine âşık olan bir çift gibi derin derin bakardık birbirimize. Elime dökülen kolonyayı koklarken avuçlarıma hiç bakmaz, gözlerimi Füsun'un gözlerinin içinden hiç uzaklaştırmazdım. Bazan benim bakışımdaki yoğunluk, kararlılk,aşk onu gülümsetiverirdi. Dudaklarının kenarlarında o gülümsemenin belli belirsiz izi uzun süre kaybolmazdı. O gülümseyişte benim âşık halime, her akşam oraya gelmeme ve hayata yönelik bir şefkat ve alaycılık görürdüm, ama kalbim kırılmazdı.Tam tersi, bir an ona daha da āşık olur, kolonya şişesini, Altın Damla'yı alıp evime götürmek ister, sonraki gelişlerimin birinde şişe zaten iyice boşalmaktayken kaşla göz arasında onu askıdaki paltomun cebine sıkıştırırdım.