Tanrı ve şeytan düşüncesi sizi ya birinin ya ötekinin kölesi kılıyor. Günahkârlar şeytanın kölesi, azizler de tanrının kölesidir. Fakat köle olmak, bir hizmetkâr olmak insan haysiyetine aykırıdır.
Eğer tanrı olmasa şeytana da gerek kalmaz. Bunlar evli bir çifttir. Fakat şeytan asırlar boyunca işlev görüyor sanki; o altı günden beri görev başında. Muhtemelen eğer varsayımın dişi erkek diye ayrılmasını isterseniz o zaman şeytan erkeğe benziyor, çünkü gün boyu çalışıyor. Ve tanrı da bir ev kadını olmalı -onu artık pazar yerinde görmemenizin nedeni bu. Fakat şeytanı her yerde bulursunuz. Onu aramanız gerekmez, o sizi arıyordur!
İnsanın gerçek sorunu tanrı değil; o zavallı dünyayı yarattığı zamanki ilk altı günden sonra hiç görülmedi. Kimse onun nerede olduğunu bilmiyor -hasta mı, yoksa dünyayı altı gün içinde yaratmaktan o kadar yoruldu ki yedinci gün dinlenmeye mi çekildi… Peki pazartesi ne oldu? Çalışma günlerinde işe geri dönmelisiniz. O zamandan beri tatilde... ve bu bir ebediyet. Büyük olasılıkla tanrı öldü.
Friedrich Nietzsche şöyle diyordu, 'Tanrı öldü ve insan özgür.' Söylediği eksik. Şeytanı unuttu. Tanrı ölmüş olabilir -muhtemelen şeytana bu kadar uzun süre dayanamaz- fakat şeytan orada. Ancak şeytan da ölmedikçe insan özgür olamaz.
Varoluş diyalektiktir her zaman karşıtı vardır. Karşıtı olmadan varolmaz. İnsan kutsalların en kutsalı olarak tanrıyı yarattığı için şeytanı yaratması gerekti. Bu sadece mutlak bir felsefi gereklilikti! Şeytan tanrının karşıtıdır. 'Şeytan'ın (devil) kutsal' (divine) anlamına geldiğini öğrenince şaşıracaksınız. Fakat her ikisi de varsayımsaldır. Hiç kimsenin tanrıdan daha önemli olan şeytanı merak etmemesi gerçekten tuhaf. Tanrı sadece bir VIP, şeytan ise bir VVIP! Tanrı dünyayı yaratabilir, fakat onu şeytan yönetiyor -hem de böylesine şeytansı ve böylesine mükemmel.