İçimi ne kadar acıtırsa acıtsın çok sevdiğim bir şeyi geride bırakmak bana hep çok korkunç bir şeymiş gibi geldi, sonra bir gün acının ayaklanıp beni olduğum yerden kazıyarak götürdüğünü hissettim.
Bazı vedalar mecburidir.
Bazı vedalar zaferdir.
İyileşmek istemiyorum. Artık bu kadarını ümit edemiyorum. Göğsümde sıkılıp kalmış korkuyu atabilsem yeter bana. O zaman aklım ve bedenim, istediğim gibi uyuşmuş olacak: beni yıpratan bu çelişme sona erecek. Ben de, beni küçümseyen bu kalabalığın gözlerinin içine korkusuzca bakabileceğim. Beni korkutan yaşama içgüdüsünü göğsümden söküp atabilsem, ben de çekinmeden, gururla, kişiliğimi sürdürebileceğim.