İz / Canan Tan
Selam arkadaşlar;
Bir yandan yazarlar ve kitaplarını tanımaya çalışırken diğer yandan geçmiş yıllarda okuduğum ve sevdiğim kitapları sizlerle paylaşmaya devam ediyorum.
Yine yıllar önce ilk çıktığında okuduğum bir Canan Tan kitabıyla buradayım bugün.
Yakın çevremizde benzerlerini görebileceğimiz gerçeklikte bir baba-kız öyküsü...
Babasına hayran Verda, hatta âşık. Biricik kahramanım diyor onun için.
Ne var ki, yıllar önce annesiyle babasının boşanmasından sonra ayrı düşmüşler birbirlerine çatışmışlar, çelişmişler ama sevgileri içten içe hep sürmüş. Kariyerinde zirveye ulaşmış ünlü avukat Vedat Karacan’ın intiharıyla başlıyor öykü.
Bu beklenmedik ölümün ardında yatan gizi çözmek Verda’ya düşmektedir. Geriye dönüp baktığında yüzleştiği keşkeleriyle, pişmanlıklarıyla ve içini kavuran devasa bir özlemle sürecektir babasının izini. Minicik çocuk ellerimi avucunun içine hapsettiğinde, yüreğim yüreğinde eriyordu babacığım. Parmaklarım büyüdü diye mi tutmuyorsun artık ellerimi? Keşke hep küçük kalsalardı... Ne oldu da ayrıldı ellerimiz baba? Hiçbir zaman soramadım bunu sana. Sormak istediğimde fırsat olmadı, fırsat olduğunda cesaretim... Soluk soluğa okuyacağınız, farklı bir Canan Tan romanı...
Kitabın içinden sizler için seçtiğim cümleleri aşağıya bırakıyorum.
"Sevildiğini hisseden ya da sevilebilme umudunu henüz yitirmemiş insan , sağlam bir kişiliği, güçlü bir duruşu varsa hele, yaşamına asla son vermez, veremez."
“Bir atlatabilsen... Yepyeni umutlarla eskisinden de sıkı tutunabilirsin yaşama.”
“Yarın sabahın garantisi var mı?”
"Ölüm her zaman bizimleydi, her zaman da bizimle olacak. İnsan varlığının ayrılmaz bir parçasıdır o. Çünkü ölüm sorusunun anahtarı, yaşam kapısının kilidini açar."
“Başkalarını mutlu etmek için evlenilmez.”
"Mutlu etmekten önce,