Derda

10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2024 12:43
Bireylerin salt eylem ve direnişlerinin küçümsendiği, kitlelerle hareket etmenin daha güvenli olduğu düşünülen bir çağda bu hayat öyküsü, bir kişinin çabasının nasıl başarı ile sonuçlanabileceğini göstermek adına çok güzel. Yazar kitaba giriş yaparken de amacının İbranicenin kullanılması için çabalayan Ben-Yahuda'ya övgüler düzmek olmadığını, bu hikayeden önemli dersler çıkarmamız gerektiğini belirtiyor. Hakk'ın tarafında olduğumuzu söyleyip, karanlığı yayan insanlar kadar çalışmadığımız bir gerçek. Eliezer Ben -Yahuda tarih huzurunda kendine bir ödev biçiyor ve genç yaşında tüberküloza yakalanıp ömrü boyunca bu hastalıkla mücadele ettiği halde, azimle ve gayretle İbranice'nin yaygınlaşması için çalışıyor. Kitapta sadece bir evden başlayan bu bireysel çabanın nasıl kitleleri kucaklayabildiğine şahitlik ediyoruz. "Ve gerçekten de insan, ancak çalıştığını elde eder." (Necm 39) "Dünyanın yasası budur.Eliezer'in yaptığı şey, - din ve millet ayırt etmeksizin- herkese açık olan bu yarışta, oyunu kurallarına göre oynamaktan ibarettir. " Öyleyse soru şu "Ben ne yapıyorum?"
Dil ve İşgalTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20241,074 okunma
Reklam

Derda

, bir kitap okudu
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
22 saatte okudu
·
2024 6. kitabı
Taha Kılınç
9.2/10 · 1.074 okunma
En ideal anne sevgisi çocuğu büyümekten alıkoymaya, onun çaresizliğine prim vermeye kalkışmaz. Anne, güven verici olmak aşırı sinirli olmamak ve huzursuzluğunu çocuğuna taşımamak durumundadır. Yaşamının yarısını çocuğunun bağımsız, kendinden ayrı bir kişi olması dileğiyle kaplamalıdır. Babanın sevgisi ile kurallar ve beklentilerle yönlendirilmelidir. Otoriter ve ürküten bir sevgiden ziyade bağışlayan sabırlı bir sevgi olmalıdır. Büyümekte olan çocuğa artan bir yeterlilik duygusu aşılamalı ve sonuçta çocuğun kendi yetkisi (otoritesi) olmasına ve baba etkisinden çıkmasına izin vermelidir.
Sayfa 64·Kitabı okudu
Puan vermedi·200 syf.··
2024 4. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2024 21:05
Bugün instagramda gördüğüm bir ileti kitabı bitirirken kafamda dönüp durdu. İngiliz Büyükelçisi Marriot "Arap Dünyasında Eğitim" başlıklı raporunda şunları söylemiş. "En zeki öğrenciler tıp ve mühendisliğe gidiyorlar. İkinci derece mezunlar ise iş idaresi ve iktisat gibi bölümlere giderek birinci derece mezunların yöneticisi oluyorlar. Üçüncü derece mezunlar ise siyasete yöneliyorlar ve ülkenin siyasetçileri olarak birinci ve ikinci derece mezunlara hükmediyorlar. Fakat eğitimde tamamen başarısız olanlar ise ordu ve emniyete katılarak siyaset ve iktisata tahakküm ederek, onları mevkilerinden indirip, isterlerse öldürüyorlar. Gerçekten dehşet verici olansa asla hiçbir okula gitmeyenler parlamentoya seçiliyor, kabile şeyhlerini kullanarak herkesin onlara itaat etmesini sağlıyorlar." Filistin tarihine baktığımızda bir dönem direniş şekli olarak şehadet operasyanları ve İsrail'in kat be kat yaptığı misillemelerin sıkça yaşandığını okuyoruz. Bu şehadet operasyonlarının veya silahlı mücadelelerinin başrollerinden birinin hayatına bu kitapla yakından bakmış olduk. Yoldaki mühendis gerçekten çok zeki ,imanlı ,çalışkan ve vatanını çok seven birisiydi. Ama hep şu soru kafamı kurcaladı . Ne işe yaradı bu mücadele? Acaba Bergusi gibi güçlü, zengin yüz Filistinli şehit olmak veya esir düşmek yerine başka yollardan çalışsalardı , şimdiye biraz daha yol kat etmiş olunur muydu? Yahudi lobisi filmlerle, lobi faaliyetleri ile bütün dünyaya kendilerini kabul ettirmişken aynı yolları müslümanlar deneyemez miydi ? Güçlü Filistinliler(veya Müslümanlar) filmlerle , eğitimlerle ,lobi çalışmaları ile yaşadıkları bu işgali bütün dünyaya daha etkili bir biçimde anlatamazlar mıydı ? Yoldaki mühendis te insanların kendilerini patlatmalarına çok olumlu bakmıyor. Ben sadece mühendisim, müftü/alim
Yoldaki MühendisAbdullah Galib Bergusi · Ekin Yayınları · 20246,3bin okunma