İnsanlar körü körüne itaat etmek dışında alternatif bir yol olduğunun farkına vardıkları zaman tarihi istikametini değiştirir. Kiliseye karşı Martin Lutherin meydan okuyuşu, Fransız devrimi esnasında Bastil baskını Boston Çay Partisi hep böyle anlardır. İran içinde mutlakiyetin sonunun başlangıcı tütün isyanı ile geldi ve yeni bir politik çağın öncüsü oldu.
İnsanlığın İlk Mezhebi: Şiddetsizlik
Bugün sizi insanlık tarihinin en başına, o ilk büyük yol ayrımına götürmek istiyorum. Cevdet Said’in "Adem’in Oğlu Habil Gibi Ol" kitabıyla...
Çoğumuz tarihi savaşlar ve fetihler üzerinden okuruz ama Said bize bambaşka bir pencere açıyor: İnsanlığın ilk mezhebi şiddetsizliktir.
Hatırlayın; "Seni öldüreceğim" diyen Kabil’in o karanlık öfkesine karşı Habil’in verdiği o devrimci cevap şuydu:
"Andolsun ki sen, beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim." (Maide, 28)
Peki, ne oldu da biz bu ilk öğüdü, bu fıtri duruşu unuttuk? Ne zaman dünyayı şiddete gark edip kaba kuvveti tek çözüm sanmaya başladık?
Yazar, tarih kavramı üzerinde de ısrarla duruyor. Ona göre tarih, sadece tozlu raflarda kalan hikayeler değildir. Tarihin de tıpkı fizik gibi, kimya gibi değişmez yasaları vardır. Size anlatılan tarih yalan söylüyor, gerçekleri çarpıtıyor olabilir. Ama sonuçlar yalan söylemez.
Bir toplumun içine düştüğü hali, yaşadığı yıkımları ve ulaştığı sonu izleyin. O zaman yasayı göreceksiniz. Allah bizi tam da bu noktada yeryüzünü bir laboratuvar gibi kullanmaya çağırıyor:
"De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da, daha öncekilerin akıbetinin nasıl olduğuna bir bakın!" (Rum, 42)
Modern İslam düşüncesinin en berrak zihinlerinden biri olan Cevdet Said (1933-2022), bu eseriyle aslında bize bir ayna tutuyor. Kaba kuvvetin bittiği yerde aklın ve imanın başladığını savunuyor. Ona göre güç, hakikati mağlup edemez; sadece geciktirir.
Eğer toplumlar kendi iç dünyalarını, zihniyetlerini ve ahlaklarını değiştirmezlerse, dışarıdaki hiçbir güç onları ayağa kaldıramaz. Sünnetullah (sosyal yasalar) budur.
Sonuç olarak;
Habil olmak bir acizlik değil, en büyük irade savaşıdır. Elindeki taşı yere bırakıp hakikatin