Derda

Hindistan'da uygarlık Çin'den daha eskidir fakat bu uygarlığın daha dağınık bir tarihi vardır. Bazı açılardan eski Hindistan hala aramızdadır. Başka hiçbir uygarlıkta olmadığı şekilde gözle görülür ve erişilebilir durumdadır. 20 yüzyılın başında çoğu Hintli hala en eski atalarımızın bir zamanlar yaşamış olduğu gibi avcılık ve toplayıcılıkla yaşıyordu. Bugün birçok köyde bulunan öküz arabası ve Çömlekçi çarkı, görülebildiği kadarıyla, 4000 yıl önce kullanılanların aynısıdır. Köylerdeki mabetlerde kültürleri taş devrine kadar geri götürülebilen tanrılar ve tanrıçalara hala tapılmaktadır. Ana hatları milattan önce 1000 yılından Çok önce belirlenmiş olan sosyal düzenlemeler hala hinduların yanı sıra milyonlarca Hintli hıristiyan ve Müslümanın hayatını düzenlemektedir.
Sayfa 68·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Derda

, bir kitap okudu
Puan vermedi·72 syf.·
28 saatte okudu
·
2025 39. kitabı
Gustave Flaubert
8.4/10 · 881 okunma
Bu korkunç musibetin kime isnat edileceğini kimseler bilmiyordu; zira insan her türlü musibeti başkasının hesabına, mutluluğuysa kendi hesabına yazar. insan şu hayatta öylesine kötü günlerle, öylesine uğursuz zamanlarla sınanır ki, kime lanet okuyacağını bile bilemeyip göğe doğru haykırır. insanlar kadere kötü günlerde inanırlar.
Sayfa 55·Kitabı okudu

Derda

, bir kitap okudu
Puan vermedi·256 syf.··
14 günde okudu
·
2025 38. kitabı
Taha Kılınç
9.6/10 · 1.096 okunma
Bir Geziden Daha Fazlası
Puan vermedi·256 syf.··
2025 38. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2025 09:22
Doğu Türkistan, benim için uzun süre uzak ve bilinmez bir coğrafya idi. Daha önce Kafkaslar ve Çeçen direnişine dair pek çok şey okumuş olmama rağmen, Orta Asya’nın doğusuna hiç gitmemiştim. Bu bölgenin adını ve yaşananları ise son yıllarda, özellikle Gazze’de yaşananlarla birlikte dünyanın başka yerlerindeki zulümlere daha çok dikkat kesilmeye başladığımız dönemde, daha fazla duyar oldum. Göç etmek zorunda kalan Uygurların anlattıklarına rağmen içeriden neredeyse hiç bilginin çıkmaması, insanların bu meseleye yeterince tepki gösterememesine yol açıyordu. Taha Kılınç’ın bir arkadaşıyla birlikte cesaret ederek Doğu Türkistan’a turist olarak gitmesi ile yolculuk boyunca yaşadıkları, karşılaştıkları engeller ve bir zamanların kadim şehirlerinde gördükleri sayesinde aslında o bölgedeki gerçeklerin üstündeki perde biraz aralanıyor. Kitap, Çin’in nasıl büyük bir tehdit hâline geldiğini, asimilasyonu ne kadar sistemli ve sert bir şekilde uyguladığını bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. İnsanların ve şehirlerin tarihini ve kültürel dokusunu silme çabası, namazı, orucu, giyim-kuşamı “radikalizm” ya da “terör” olarak damgalamaları gerçekten çok acı. Biz burada, uzaktan seyirci kalmak zorunda olduğumuz için çaresizlik daha da ağır geliyor. Yine de bu kitap, Çin’in inkâr ettiği gerçeklerin bazılarını somut biçimde görünür kılması açısından son derece değerli. Kitap sadece bir gezi kitabı değil, yazar her şehrin tarihi arka planına da ışık tutarak konuyu derinleştirmiş. Gezi resimlerinin yanı sıra eski yıllarla karşılaştırmalı uydu görüntüleri cânım camilerin ve mezarlıkların ne hale getirildiğinin somut bir delili. 21.yüzyılda hâlâ böylesine yoğun bir asimilasyon politikasının uygulanmasını aklım almıyor. İnsanları kitaplarından, dilinden, kimliğinden uzaklaştırma çabası kabul
Kayıp Coğrafyanın İzindeTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20251,096 okunma