Derda Sina Günay

Yaşamak ile sorgulamak arasında bir seçim yapmam gerekirse her defasında yaşamayı seçerim. Açıklama illetinden itinayla sakınırım. Bunu sana da tavsiye ederim. Bir şeyleri açıklama dürtüsü modern düşüncenin salgın hastalığıdır. Açıklama bir yanılsamadır; bir serap, bir kurgu, teskin eden bir ninnidir. Açıklama, herhangi bir varoluşa sahip değildir. Hatta gerçek adını söyleyelim: Ödleklerin varoluşun rizikosunun, fütursuzluğunun ve değişkenliğinin yarattığı, o insanın betini benzini attıran korkuya karşı geliştirdikleri bir savunmadır.
Sayfa 15 - Paul Andrews·Kitabı okuyor
Derda Sina Günay
Anlamak mı, anlamı bulmak mı yoksa anlamlandırmak mı? Ne yapar ne ederiz?
Reklam
Yaşamak ile sorgulamak arasında bir seçim yapmam gerekirse her defasında yaşamayı seçerim. Açıklama illetinden itinayla sakınırım. Bunu sana da tavsiye ederim. Bir şeyleri açıklama dürtüsü modern düşüncenin salgın hastalığıdır. Açıklama bir yanılsamadır; bir serap, bir kurgu, teskin eden bir ninnidir. Açıklama, herhangi bir varoluşa sahip değildir. Hatta gerçek adını söyleyelim: Ödleklerin varoluşun rizikosunun, fütursuzluğunun ve değişkenliğinin yarattığı, o insanın betini benzini attıran korkuya karşı geliştirdikleri bir savunmadır.
Sayfa 15 - Paul Andrews·Kitabı okuyor
Derda Sina Günay
Şüphesiz ki düşünmeden yaptıklarımız düşünerek yaptıklarımızdan daha çok. Her boşluğu, her varlığı anlamlandırıp bir açıklamaya dökme çabamız; bilinmezliğin verdiği korku ve tedirginliği azaltma isteğimiz başka bir deyişle zihnimizdeki nice bilgimiz ve o kutsal bilgeliğimiz belki de sadece korkudan kaçma yöntemimiz.
Yaşamak ile sorgulamak arasında bir seçim yapmam gerekirse her defasında yaşamayı seçerim. Açıklama illetinden itinayla sakınırım. Bunu sana da tavsiye ederim. Bir şeyleri açıklama dürtüsü modern düşüncenin salgın hastalığıdır. Açıklama bir yanılsamadır; bir serap, bir kurgu, teskin eden bir ninnidir. Açıklama, herhangi bir varoluşa sahip değildir. Hatta gerçek adını söyleyelim: Ödleklerin varoluşun rizikosunun, fütursuzluğunun ve değişkenliğinin yarattığı, o insanın betini benzini attıran korkuya karşı geliştirdikleri bir savunmadır.
Sayfa 15 - Paul Andrews·Kitabı okuyor
Derda Sina Günay
"Anlam bulmak için şiiri deşmek, eti için bülbülü öldürmek gibidir." ~Ahmet Haşim
Abdüsselam Bey, içinde hiçbir çocuğun doğmadığı, büyümediği odaya "çocukların odası" adını vermişti ve garibi şu ki bu ad tutmuştu da. Belki de bu adın sihri yüzünden bu odaya garip bir hava sinmişti. Yavaş yavaş herkes evin kaybolmuş hayatının orada toplandığına inanmıştı. Orası birikmiş ayrılıkların, üstüste yığılmış ölümlerin, hatıra ve unutulmaların odasıydı. Yaşayanlar bile orada kendi çocuklarının, ilk gençliklerinin ölümünü seyrediyorlardı. Büyük odanın ortasında daha ziyade karaya vurmuş gemi gibi bir yığın eşya hep insanları hatırlatırdı. Hülasa bu oda Abdüsselam Bey'in kalbi gibi bir şeydi. Bu iyi ruhlu adamın yanında bizi o kadar huzursuz kılan şeyin ne olduğunu ancak bu odaya bir kere olsun girenler anlayabilirdi. *Çünkü bu üst üstelik yarattığı zamandaşlıkta eşyanın kayıtsızlığın yok etmişti.*Onun içindir ki anahtarı daima kapının üzerinde durduğu halde hiç kimse içeriye girmezdi.***
Sayfa 89·Kitabı okudu
Derda Sina Günay isimli okura yanıt verildi
Derda Sina Günay
Çoğumuz da var ki kapıyı açma cesaretini göstermeyip kapının dışından salladığı lakırtılarla kendini akıllı addediyor.