Materyalistik şartlanmanın yönlendirdiği insan, mülkün Allah'a ait olduğunu artık unutmuştur. Dünyayı kendisinin malı saymak yolundaki vehmi mal karşısında, eşya karşısında onu açgözlü, doymak bilmez bir yaratık haline getirmiştir. Dahası, onu tabiat tahrip etmekten çekinmeyen bir hale koymuştur. İnsan, kendini dünya üzerinde hak sahini sandığı için, gözünü başkasının eline, cebine dikmekten vazgeçmemektedir. Oysa bütün maldan mülkten kendisinin sahip olduğu sadece yiyip harcadığı, giyip eskittiği kadardır. Bir de verdiği sadakadır.
İktisadi refah putlaştırılmıştır. Konfor putlaştırılmıştır. Bütün bunlar ve benzerleri günlük hayatımızın en küçük ayrıntılarına kadar nüfuz sahibi kılınmıştır. Bütün bu putlar, neticede, Allah'ın yasak ettiği fiil ve amelleri meşru kılma yolunda kullanılır olmuştur.
Mevcut hayat tarzını reddedemeyen Müslüman, farkında olmadan kendisini reddediyor ve kendi değerlerine yabancılaşıyor. Mevcut hayat tarzı içinde, insan, kendini eşyaya hükümran sanmaktadır. Fakat aslında eşyanın kendisine hükümran olduğunu bilmemektedir. Her fert, kendi ekonomik bağımsızlığını istemektedir, fakat bu yolla ekonomiye bağlandığını hissetmektedir.