Herhangi birisi

Puan vermedi·159 syf.··
2026 8. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 04:49
Nereden başlasam bilmiyorum. Sanırım bu zamana kadar okuduğum kitaplar içerisinde beni en çok duygulandıran kitap olabilir. Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki her zaman hikayeyi bir de kurttan dinlemek gerektiğinden yanayım. Mesleğim dolayısıyla da her zaman her insanın kendince bir mağduriyeti olduğunu ve olayları yanlı bir şekilde anlattığını gördüm. Bu sebeptendir ki hikayeyi her iki taraftan da dinleyip ona göre bir sonuç çıkarmak ve yorum yapmak kanısındayım. Tabii ki bu benim dışardan olan bir gözlemci olarak düşüncemdir. Bir de kitapta olduğu gibi bazı hikayeler vardır ki, bir olayın sadece tek tarafını gören diğer taraftan hiçbir bilgisi olmayan ve maalesef ki yanlı olarak büyüyen veya birine kin besleyen, nefret eden, belki de hayatını değiştirecek kararlar alan insanlarla doludur hayat. Acımak bize bunu çok güzel anlatıyor. Hiçbir zaman birine tüm detayları bilmeden, kendinizi onun yerine koymadan empatiden yoksun bir şekilde yargılama yapmayın. Çünkü belki de yargılayıp, yadırgadığımız insanın göremediğimiz nice çabaları ve güzel düşünceleri vardır bize karşı. Şiddetle okumadıysanız okumanızı tavsiye ediyorum.
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·232 syf.··
2026 7. kitabı
Öncelikle kitap biraz kafa yakıyor. Olayların kronolojik sırası olmadan ilerlemesinden ötürü her şeyi son 20 sayfada anlıyorsunuz. Aslında bütün bölümler birbirleriyle bağlantılı ve bu bağlantılar gerçekten çok zekice kurulmuş, ve yazarın hayal dünyası bana göre ürkütücü. Zaten yazarı kimliğini açıklamayan ve maskeyle dolaşan garip biriymiş. Polisiye romanları çok seven biri olarak böyle olay örgüsünün düzenli olmadığı karışık ilerleyen ve karakterlerin bir anda söze karışıp onlarla alakalı şeylerin aktarıldığı kitaplardan pek hoşlanmıyorum. Çünkü okurken insanı yoruyor. Evet kitabın kurgusu çok ustaca hazırlanmış olsa da okurken insanı daha dikkatli okumaya sevk ediyor maalesef. Kitapta bir diğer saçma bulduğum unsur ise sürekli bir gizem var evet ama gizemin tek sebebi aslında bilmediğimiz diğer bilgiler. Klasik polisiye kitapların aksine okurun hiçbir şeyi tahmin etmesine izin verilmemiş. Çünkü zaten bilgiler hep sonra verildiği için okura ve verilen bilgiler de sıra dışı olduğu için(öznel ipuçları diyelim) dolayısıyla yazar sizi nereye çekmek isterse oraya çekiyor ve gereksiz bir gizem yarattığını düşünüyorum. Genel olarak güzel bir kitap ama bayılarak okuduğumu söyleyemem sadece gereksiz bir merak içinde okudum. En sonunda olan olaylar zaten tam bir vahşetti. Ne olursa olsun bir insanın rehabilite edilemediğini göstermesi okuru üzüyor
Tuhaf ResimlerUketsu · Domingo Yayınları · 20251,899 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 6. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 02:17
Kitap gerçekten çok sürükleyici. Kanunu atlatmış ve kaçmış 9 kişinin bir adada toplanıp tek tek öldürülmesini konu alıyor. Diğer 1 kişi ise içlerinden birisi bu yüzden kitabın adı 10 kişiydiler diye çevrilmiş. (Aslında eski ismi on küçük zenci ama ırkçı bir isim diye artık on kişiydiler diye çevrilmiş) kitapta bir çırpıda bitmesine karşın sonunda maalesef hoşuma gitmeyen birkaç konu var. ——-SPOİLER———- Öncelikle kitapta katilin yargıç olduğunu bir tek yasadışı işlerle uğraşan Lombard anlamıştı. O aslında onca tahmin arasından doğru olanı görmüş ve son yaşayan 3 kişiden biri olmuştu. Sadece tutarsız gördüğüm yer şu, evet yargıç herkesi öldürüyor ve kandırıyor fakat en sondaki Vera isimli karakterin kendi kendini sanrılar görerek asmasını tahmin etmesi bana göre çok saçmaydı. Daha gerçekçi bir son olabilirdi çünkü ya asmasaydı? Ayrıca kitapta yargıcın doktor armstong ile gizlice anlaşma yapmasının sonda açıklanması da çok saçmaydı. Ama zaten kitabın başından beri katilin ölenlerden biri olduğu belliydi çünkü en görünmez şey ölülerdi. Ölen kimseyi bir daha sorgulamıyor ve tamamen rafa kaldırıyorlardı. Ben bunu ilk ölen karakter olan şu arabasıyla havalı giriş yapan adam olduğunu düşündüm hep bence o ölmemiş ve tek tek öldürüp geri yerine yatıyordu diyordum ama bu kişi yargıç çıktı. Neticede sonunu öngöremediğimiz ve bayağı bir ters köşe yapan bir agatha christie romanlarından birisi daha. ——SPOİLER BİTTİ——— Akıcı giden ve elinizde hemen biten bir kitap. Okumanızı tavsiye ediyorum.
On KişiydilerAgatha Christie · Altın Kitaplar · 202143,7bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 06:18
Birkaç saat içinde bitti elimde. Kitap gerçekten yüz yıllar önce bile yazılmasına rağmen günümüz siyasetiyle bile bağdaştırılacak onlarca şey içeriyor. Bu da şunu gözler önüne seriyor ki insanoğlu maalesef bilimde-teknolojide ne kadar gelişirse gelişsin, hala yüz yıllar önceki siyasi düşünce yapısına ve çıkarlara sahip. Kitapta bir Prens’e öğütler verir gibi yönetiminde olması ve olmaması gereken şeylerden bahsederken yeri geldiğinde olmaması gereken şeylerin bile olmasını yapmasından bahsediyor. Ne demek istedim? Amaca giden yolda her şey mübahtır diyor yani. Gerçekten de bakınca görüyoruz ki geçmiş zamanlarda insanlar ne kadar zorluklar ve acılar çekmiş olurlarsa olsunlar o dönem yaşamış o baskıcı ve otoriter liderleri sırf refahı ve zenginliği sağladığı için hala gıptayla bakıyorlar. Tabii ki bu durum o lider veya dönem geçtikten sonra kötü dönemler geldiğinde anlaşılıyor liderin zamanlarında değil. Bizce de öyle değil midir? Rahatımız yerindeyken, refah içindeyken hangi insan “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” modunda değildir ki? Önemli olan kendi çıkarlarımız ve düşüncelerimiz, hayat kalitemiz değil midir? Her ne kadar şikayet etsek bile birilerine baş kaldırmıyorsak, ne bileyim iş yerindeki patronuna laf söylemiyorsan veya seni yönetenlerden ne kadar memnun olmasan da ses çıkarmıyorsan aslında hepimiz kendi içimizde bir parça prens taşımıyor muyuz? Şartlar siyasi olarak susmamızı emrediyor ve uyguluyoruz. Ama sorsanız hepimiz birer demokrasi savunucusu ve haksızlıklara gelemeyen insanlar olarak savunuruz kendimizi. Ta ki çıkarlarımız zarar görene kadar. Kitabı kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Özellikle tarihe ve siyasi konulara ilginiz varsa ve okumadayısanız hemen okuyun. İşim siyaset olsaydı eğer sanırım birkaç kez bile okurdum :)
PrensNiccolo Machiavelli · Panama Yayıncılık · 202120,4bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 04:59
Zülfü Livaneliyi Serenad ile tanıdım, ama okuduğum son kitabı bu olacak. Kitabı okurken maalesef tarihle ilgili-araştıran biriyseniz saçma dedikodular üzerine sanki tarihi gerçeklik anlatılmış gibi yazıldığını görünce çıldırmamanız elde değil. Kitapta hiçbir padişah adından bahsetmiyor ama verilen detaylardan hapsedilen padişahın Deli İbrahim, 7 yaşında tahta geçenin 4. Mehmet(avcı), Deli İbrahim’in görkemli babasının ise 4. Murat olduğunu anlıyoruz. Gelelim kitaptaki saçma sapan tarihsel gerçeklikten uzak, hiçbir tarihi kanıt veya belgeye dayanmayan tamamiyle batının uydurması veya dedikodular üzerine bahsedilen şeylerden oluşan kısımlara. Öncelikle yazının devamında önce şunu söylemek istiyorum! Tarih, belgeyle konuşur; belge yoksa iddia da yoktur. Zülfü Livaneli her ne kadar bu kitabın bir tarihi roman olmadığını, anlattıkları karakterleri ve sarayı dekor olarak kullandığını, herhangi bir dönemin de bunları yansıtılabileceğini ve Osmanlıyla alakası olmadığını söylese de maalesef ben bunu tarihi gerçekliği zerre yansıtmayan bir komedi olarak görüyorum. Kitapta 4. Murattan bahsederken, kendisine çirkin bir yakıştırmada bulunarak annesi Kösem Sultanın iktidar hırsından ötürü, 4.Muratın kendisine genç bir haseki sultanı rakip olarak getirmesinden korktuğu için kadınlara olan ilgisini kaybetsin diye oğlancılıkla yaftaladığını görüyoruz. Tabiki yazarımız bunun çok tepki çekeceğini bildiğinden “romanında hiçbir sultanın adını vermiyor :)” ama anlaşılıyor maalesef. Osmanlıda oğlancılık vardır veya yoktur bunları tartışacak değilim ama kalkıp koskoca 4. Murat Hakkında bu denli güçlü bir iddaya sanki yaşanmış gibi “sözde dekorunuzda” yer veriyorsanız, her ne kadar ben Osmanlıyı veya sarayı dekor olarak kullanıyorum bu bir tarihi roman değildir deseniz de bu tarihi olguya
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202124,9bin okunma