Zülfü Livaneliyi Serenad ile tanıdım, ama okuduğum son kitabı bu olacak. Kitabı okurken maalesef tarihle ilgili-araştıran biriyseniz saçma dedikodular üzerine sanki tarihi gerçeklik anlatılmış gibi yazıldığını görünce çıldırmamanız elde değil.
Kitapta hiçbir padişah adından bahsetmiyor ama verilen detaylardan hapsedilen padişahın Deli İbrahim, 7 yaşında tahta geçenin 4. Mehmet(avcı), Deli İbrahim’in görkemli babasının ise 4. Murat olduğunu anlıyoruz. Gelelim kitaptaki saçma sapan tarihsel gerçeklikten uzak, hiçbir tarihi kanıt veya belgeye dayanmayan tamamiyle batının uydurması veya dedikodular üzerine bahsedilen şeylerden oluşan kısımlara.
Öncelikle yazının devamında önce şunu söylemek istiyorum! Tarih, belgeyle konuşur; belge yoksa iddia da yoktur. Zülfü Livaneli her ne kadar bu kitabın bir tarihi roman olmadığını, anlattıkları karakterleri ve sarayı dekor olarak kullandığını, herhangi bir dönemin de bunları yansıtılabileceğini ve Osmanlıyla alakası olmadığını söylese de maalesef ben bunu tarihi gerçekliği zerre yansıtmayan bir komedi olarak görüyorum. Kitapta 4. Murattan bahsederken, kendisine çirkin bir yakıştırmada bulunarak annesi Kösem Sultanın iktidar hırsından ötürü, 4.Muratın kendisine genç bir haseki sultanı rakip olarak getirmesinden korktuğu için kadınlara olan ilgisini kaybetsin diye oğlancılıkla yaftaladığını görüyoruz. Tabiki yazarımız bunun çok tepki çekeceğini bildiğinden “romanında hiçbir sultanın adını vermiyor :)” ama anlaşılıyor maalesef. Osmanlıda oğlancılık vardır veya yoktur bunları tartışacak değilim ama kalkıp koskoca 4. Murat Hakkında bu denli güçlü bir iddaya sanki yaşanmış gibi “sözde dekorunuzda” yer veriyorsanız, her ne kadar ben Osmanlıyı veya sarayı dekor olarak kullanıyorum bu bir tarihi roman değildir deseniz de bu tarihi olguya