Eslâf kapıldıkça güzelden güzele
Fer vermiş o neşveyle gazelden gazele
Sönmez seher-i haşre kadar şi’r-i kadîm
Bir meş’aledir devredilir elden ele
Yahya Kemal Beyatlı
Mâh-ı cemâlin akseder o çeşm-i kahverenginde,
Bin sır saklıdır her bir nazarının renginde.
Hüsnün ki lütf-u ilâhiden bir nişândır sanki,
Gören kalır hayran, kelâm tükenir dergâhında.
Şimdi terse midir dünyanın işi
Yahşi durur iken yaman satılır
Altını sarf etmez doğru bir kişi
Eğri tunç çıkarsa hemen satılır
Değerli ademler kaldı yolumuz
Değersizler elde gezer tertemiz
Alan kör satan kör kantar ayarsız
Buğdaydan fiyatlı saman satılır
Başa gelmeyenler geliyor akla
Herkes dil altına almış bir bakla
Fuzuli sen seni kendinde sakla
Belki zaman gelir malın satılır
Beni candan usandırdı cefadan yar usanmaz mı?
Felekler yandı ahımdan muradım şem'i yanmaz mı
Men oldum hüsnüne mail sen ettin aklımı zail
Beni tan eyleyen cahil yaren haktan utanmaz mı
Dil ruhsat eyle yareme karış didemden akan kan ile
Talibin fazlı sırdaştır akan çaylar bulanmaz mı
Ey Fuzuli rindi şeydadır hemi de halka rüsvadır
Dedeler bu ne sevdadır bu sevdadan usanmaz mı
Okun tarihimi bilin künyemde
Men aref sırrını söylemem yâda
Yedi kere kondu göçtü dünyada
Piri Hacı Bektaş Veli bu zaman
Ey Fuzuli olduğun yol senindir
La ilahe illallah kabenindir
Binbir bahçıvan var gül de senindir
Kokar tarikatın gülü bu zaman