Eslâf kapıldıkça güzelden güzele
Fer vermiş o neşveyle gazelden gazele
Sönmez seher-i haşre kadar şi’r-i kadîm
Bir meş’aledir devredilir elden ele
Yahyâ Kemâl BEYATLI
Deyin Hüseyin’i seven canlara
Yanıp kan ağlayın matem ayında
Kerbela’da şehitlerin halini
Bilin kan ağlayın matem ayında
Sakın bu ayda olma şad-ı hürrem
Bilmez misin bu ay mah-ı muharrem
İste Hüseyin’den yarana melhem
Sarın kan ağlayın matem ayında
Âh eyleyip arşa çıkar ününü
Kara giyin yas bağlayın donunu
Kerbela’da şehitlerin halini
Bilin kan ağlayın matem ayında
İrşat eder bu kelamda her ferdi
Mümin kullar çeker daim bu derdi
Hüseyin hak için canını verdi
Verin kan ağlayın matem ayında
Bosnevî muhabbetle bildir özünü
Ağla bu günlerde silme gözünü
Gece gündüz türaplara yüzünü
Sürün kan ağlayın matem ayında
Muhammet Ali postunda oturan
Dört kapıyı kırk makamı bilmeli
Muhammet Ali’ye talibim diyen
Evvel farzdır mürşidini bulmalı
Bir bina yap dört duvarın üstüne
Bir selam ver dört kapının dostuna
Üç sünnetin yedi farzın aslına
Gizli gizi vuralara ermeli
Mürşidini bulup müşkülün ara
Yine mürşidinden bulunur çare
Kavuşturur mürşit seni o yâre
Ol şardaki pazarbaşın tutmalı
Ol şar ola iki pazarbaşı Ali’dir
Orda açılan muhabbetin gülüdür
Bu yolun evveli Bektaş Veli’dir
İsteyenin muradını vermeli
Hiç bina gördün mü duvar üçlü
Nice sırlar vardır sırlardan içli
Cihanda var mıdır Ballı’dan suçlu
Herkes vücudunda hakkı bulmalı