Dil bağladıḳ bir âfete ammâ vefâsı yok
Bulduk tabîb-i hāzıkı lâkin devâsı yok
Dönmez ‘adem diyârına ‘azm eyleyen vücûd
Varısa ol yerin gam-ı sayf u şitâsı yok
Etmez iken dirîğ kerem-i âb ü âfitâb
Gülzâr-ı ‘âlemin yine reng-i safâsı yok
Kesdim ümîdi mîve-i nahl-i merâmdan
Maktû‘ olan şecer gibi neşv ü nemâsı yoḳ
Sarf etme cem‘-i mâla yazık nakd-i ‘ömrünü
Mâlın sana kefen kadar olsun vefâsı yok
Ferş eylesen harîmine gül-pister-i huzûr
Bir gülsitân bulunsa ki hâr-ı cefâsı yok
Mir’ât-ı samte vermeli timsâl-i ab ü tâb
Bir bezm içindeki sühanın iktizâsı yok
Bir yerde eşk ü âh-ı fakîrân sorulmasa
Ol beldenin letâfet-i âb ü havâsı yok
Dünyâ evinde ‘âşık-ı zârın safâsı yok
Hem-derdi yok musahibi yok dil-rübâsı yok
Düşdüm cüdâ vatan denilen kûy-i yârdan
Bir bî-kesim efendisi yok âşinâsı yok
Şems-i felek yanında o nûr-ı mücessemin
Subh-ı safâ çerağına benzer ziyâsı yok
Üftâde-i nigâh-ı tegafül-pesend-i naz
Bir hasta-i eceldir ümîd-i şifâsı yok
Bir gül-beçe yetişmez ise eşk ü âh ile
Bir goncadır ki bâğının ab ü havâsı yok
Gülzâr-ı inzivâ ne muhalled bahâr imiş
Havf-i hazânı haşyet-i sayf u şitâsı yok
Ben şimdi sâkinim o mübârek makâmda
Ekdâr-ı ibtidası gam-ı intihâsı yok
Benzer Emîrî encümen-i ehl-i mâteme
Bir meclisin ki dilber-i hûrî-likâsı yok