Derya Erdoğan

Başımı azıcık çevirip anneme baktım. Hava temizdi, rüzgar yüzlerimizi kesiyordu. Sol eliyle paltosunun yakasını sıkı sıkı tutuyordu, sigarasını sağ elinin eldivenli parmaklarının kuytusuna saklamışti. Rüzgar saçlarına kıvırcık daireler çizdiriyordu; hala koyuydu saçları ama beyazlar bir gün öncesinden bile daha fazlaydı.
Sayfa 174 - Metis·Kitabı okudu
Reklam
Isı sıfırın altındaydı ve sonbaharda bazen görüldüğü üzre, gökyüzünden bir büyüteç inmiş gibi hava pırıl pırıldi.
Sayfa 174 - Metis·Kitabı okudu
Uçuk pembe bulutlar kırmızı kulübelerin üzerinde asılı duruyor, sisin arkasından güneş yükseliyordu.
Sayfa 160 - Metis·Kitabı okudu
deniz insanı uyuşturacak kadar soğuk ve ürkütücü bir şekilde leylak rengi görünüyordu.
Sayfa 117 - Metis·Kitabı okudu
Jan Myrdal'ın cümleleri üzerinde uçsuz bucaksız gökyüzü seriliydi. Dünya bütün görkemiyle yayılıyordu, zamanda geriye, zamanda ileriye, tarih uzun bir nehirdi ve hepimiz onun bir parçasıydık. Bütün ülkelerdeki bütün insanların benzer özlemleri vardı, benzer rüyaları ve dünyanın çevresinde el ele koca bir halka oluşturmuşlardi.
Sayfa 56 - Metis·Kitabı okudu
Reklam