Derya

.... Ama Meyra’nın acı haberini alınca, o an tam anlamadığım bir şey oldu, ağlamayı sanki bıçakla kesiverdim. Demek ki acım somutlaşıp en yükseğe ulaşmış ve kalbimin yanındaki hiç çıkmayacağı yerine de damarları yara yara oturmuştu. Bu yüzden göz pınarlarım kuruyuvermişti ansızın.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Aşk Ekmek ve Ölüm kitabının en derinden etkileyen öyküsü Meyra' dan alıntı
......Ama o, böyle yapmadı gene de. Güzel yüzünün arkasına saklanmadı. Bir zaman daha bir şey söylemeden, öylece bekledi. Sonra öyle bir, “Kaancığım, canım, çok affedersin, bilmiyordum, seni kırdıysam üzgünüm!” deyişi vardı ki, kalbin taştan, dışı da betondan yapılmış olsa Meyra’nın özrünü kabul ederdin. O gün gayet iyi anladım ve bu yüzden, “Sevinci ve üzüntüyü yüzüyle, gözleriyle ve mimikleriyle en iyi yaşayan ve etrafına anlatabilen bir insandı!” dedim onun için. Fatih Altınbeyaz-Aşk Ekmek ve Ölüm
Adam sanki kırklara karışmıştı, öyle ya, günlerce evinden yağ akmıştı, Sultanhisar’dan ve Atça’dan bile ondan yiyecek yağ ve zahire almaya gelenler olmuştu. Geceleri bu adamın evine, düşkünler, yolda kalmışlar, bir yerden kaçmışlar, fakirler fukaralar gelirdi. Sinanoğlu hepsinin karnını doyurup gönlünü hoş edip yollardı, sabah olduğunda hiçbir şey yaşanmamış gibi davranır, kimseye bir şey çaktırmazdı. Böyle maneviyatlı, yürekli ve yardımsever bir adamdı.
FatihAltınbeyaz&Nihan Yazmak; bir bakıma zamanı durdurmaktır ve bu hız ve tüketim çağında, durup dinlenmektir bir nebze… Dinlenirken enlemesine boylamasına dinlemektir üstelik… Zannımca yazmak, içgüdüsel, bastırılamayan, üstesinden gelinemeyen bir duygu… Varoluşunla, kendinle, ailenle, toplumla, ülkeyle, insanlarla ve gölgenle köşeli sorunların olması gerekiyor en başta… Söyleyecek söz, atacak adım, akacak kan, verilecek ömür ve mesele olması lazım… Lakin Nihan’ım, çok çalışmalısın, düzelte düzelte, acı vere vere, kanırta kanırta, sabahlara kadar uykusuz kalarak, gözlerin kan çanağına dönerek, bazan büyük umutsuzluklara düşerek ve derin hayal kırıklıklarına kapılarak ve sanattan anlamayan acımasız insanların saçmalıklarına aldırmadan yazmalısın. Çok para kazanayım, kitaplarım milyonlar satsın diye değil, şanım şöhretim olsun, tanıyanım bulunsun diye hiç değil… Kimse seni tanımıyorken, el üstünde tutmuyorken, en yakınlarının bile zerre miktar umrunda değilken, taslakların yayınevi yayınevi dolaşıp reddedilirken, hatta kahve köşesindeki bir ihtiyar gibi küçümsenirken, kendi halinde, dünyasında, odasında, büyük hayalleri olan hisli, kırılgan, kendini ispatlamaya çalışan bir yazar adayıyken, yapabileceğinin en iyisini yapmalısın… MGK'nın Nihan' a olan aşkı ,içinden çıkamadığı sır perdesi.. ............. Tavsiye: Okudukca kitabın içerisinde buluyorsunuz kendinizi ..Acı, mutluluk, hüzün, sevgi, korku duygularının yoğun bir şekilde yaşayacaksınız tüm karakterlerle iç içe olduğunuzu görebileceğiniz harika bir roman.. Ayrıca yazar ya da yazar adayları içinde bir yol gösterici başucu kitabı niteliğinde olup ben severek beğeniyle merakla heyecanla okudum, tüm kitapseverlere tavsiye ediyorum.❤
.... Ama Meyra’nın acı haberini alınca, o an tam anlamadığım bir şey oldu, ağlamayı sanki bıçakla kesiverdim. Demek ki acım somutlaşıp en yükseğe ulaşmış ve kalbimin yanındaki hiç çıkmayacağı yerine de damarları yara yara oturmuştu. Bu yüzden göz pınarlarım kuruyuvermişti ansızın.