"Yıllar boyunca devleti temsil ettiğimi sandım" diyordu.
'"Sonra kendi kendime devletin beni temsil edip edemeyeceğini sordum. Bir de baktım ki onlar beni temsil edecek dürüstlükte ve düzeyde değil. Bunun üzerine dünyadan elimi eteğimi çekmeye ve buraya gelip anılarımı yazmaya karar verdim."
"Yazdınız mı peki?"
"'Hayır. Çünkü anladım ki bu ülkedeki sorun, bilgi ya da
anlayış eksikliğinden kaynaklanmıyor. Öğretebileceğiniz hiçbir şey yok. Her şeyi sizden benden iyi biliyorlar ama kötü niyetliler. Bildiklerini okuyorlar. Bu ülkede karar sistemini elinde bulunduranlara hiçbir şey yapamazsanız. Çünkü halk salak ve saf. Halkın salak olduğu bir ülkedeki demokrasi de diktatörlük ve seçimle gelen krallar demektir. Bu yüzden artık ülkeyle bütün bağlarımı kestim…”
Meryem uykuya dalmadan önce “Bibi” dedi, “niye horozlar ötmüyor artık?”
“Horozlar hep öter!” dedi bibisi, “Ama bazı insan duyar, bazısı duymaz.”
Meryem, “Ben artık duymuyorum” dedi.
“Sabah olmasını istemiyorsun da ondan” diye yanıtladı onu Gülizar Ebe.
Meryem birden uyandı ve tam o anda, “Uyanmak istemiyorum!” diye düşündü. “Hiç uyanmak istemiyorum.”
Düşünden korkmadığı için değil, gerçek hayattan daha çok korktuğu için.