Volkanların çelişkisi hem yıkımın hem de yaşamın sembolü olmalarıydı. Yavaşlayarak soğuyan, katılaşan lavlar zamanla toprağa -verimli, bereketli bir toprağa- dönüşüyordu.
Nora o an bir kara delik olmadığına karar verdi. Aslında volkandı. Volkanlar gibi o da kendinden kaçamazdı. Olduğu yerde kalıp çorak toprakları zenginleştirmek zorundaydı.
İçinde bir orman büyütebilirdi.
İçinde bir ateş vardı.
Ateş onu ısıtacak mıydı yoksa yok mu edecekti, bilemiyordu.
Derken anladı.
Ateşlerin nedeni yoktu.
Nedeni ancak o yaratırdı.
Güç ondaydı.