Sen yüreğini sağlam tut; zaman yıkmasın seni
Kaçınılmaz belalarla sabrını tüketerek;
Bırak kader getirsin ne getirecekse,
Ahlarla vahlarla kesmeyelim yolunu.
Kendin de düşünsene biraz canım:
Sen neden zengin değilsin, herkes neden yoksul?
Bu sözde halk dostları afsunluyor seni:
Ya Pontos'tan Sardenya'ya kadar
Bunca şehir var senin emrinde:
Ne geçiyor eline birkaç metelikten başka? Bu parayı bile yünden yağ süzer gibi
Damla damla veriyorlar, ölmemen için
Yoksul kalmanı istiyorlar senin,
Niçin mi istiyorlar, bak söyleyeyim sana
Seni besleyenlere bağlı kalman için,
Islığı çaldılar mı aç kurt gibi atılasın diye
Onların düşmanları üstüne.
Halkın rahat etmesini isteseler, ettirirlerdi kolayca.
Binlerce şehir var vergi veren bize:
Her şehri yirmi insana bakmaya zorlasalar
Yirmi bin yurttaşımız mı bolluk içinde yaşar,
Ballı börekler, kaymaklı çörekler yer,
Bu memleketin ve Maraton zaferinin tadını çıkarırdı.
Ama şimdi zeytin toplayan ırgatlar gibi
Para dağıtan kahyanın ardından yürüyorsunuz hep.
"Hep Matt'in cesur ve güçlü, Travis'in ise tatlı ve hassas olduğunu düşünürdüm. Gel gelelim, Travis hem tatlı hem hassas hem cesur hem de güçlü çıktı." Duraksadı. "Ama artık ikisi de göçüp gitti. Artık bir anne değilim."