Hiçbir şeye doymadığım gibi bütün varlıkları merak ediyorum, bütün fikirlere oburca saldırasım geliyor [...] kaybetmiş gibi kederleniyorum, her şeyi görüp, okuyup düşünmemizin imkansızlığı aklıma geldikçe...
Fakat gördüklerime dikkat etmiyorum, okuduklarımı önemsemiyorum, düşündüklerimin arkasını getirmeye çalışmıyorum. Şiddetli, hoyrat bir hevesle saldırıyorum her önüme gelene.
Ruhum kendi coşkusunu bile taşıyamayacak kadar zayıf.
Istırabın kötü tarafı -acıyı tattırmasıdır, çünkü acıyla aynı tözden olan kendi kişiliğimizin tadına varırız o an. Yaşamaya, zevk almaya susayınca sığınılacak son sahici sığınaktır bu.
Lüks evinin terasında oturuken hayattan sıkılan bir adamın mutsuzluğu bir şeydir; benim gibi Aşağı Şehir'de, dördüncü kattan akı bir odadan manzarayı seyretmek zorunda olan, ne yaparsa yapsın bir yardımcı muhasebeci olduğunu unutamayan bir adamın mutsuzluğu başka bir şeydir.