Kendine mahkûmsun sen, öyleyse başkaları gibi olmaya heveslenmek niye? Gülerkenki samimi neşen de sahte olduğuna, çünkü ancak kim olduğunu unuttuğun zaman neşelenebildiğine göre, niye gülersin ki? Neye yarar ağlamak, zerre kadar ise yaramadığını bildiğin, gözyaşlarından teselli bulmak için değil, yaşlar yüreğini ferahlatmıyor diye ağladığın halde?
Hissettiğimin ne olduğunu asla bilememişimdir. Herhangi bir duygu bahis konusu olduğunda ya da tarif edildiğinde, ruhumun bir parçasını anlatıyorlar gibi gelirdi, ama sonradan tekrar düşündüğümde hep şüpheye kapılırdım. Gerçekten de hissettiğim gibi miyim, yoksa sadece öyle olduğumu mu sanıyorum. Kendi dramlarımın bir kahramanıyım.
Çaba göstermek boşunadır, ama bizi oyalar. Akıl yürütmeler asla bir sonuca varmaz, ama eğlencelidir. Sevmek bir karın ağrısıdır, ama belki de sevmemekten iyidir. Buna karşılık hayal, her şeyin yerini tutabilir.
Hiçbir şeye doymadığım gibi bütün varlıkları merak ediyorum, bütün fikirlere oburca saldırasım geliyor [...] kaybetmiş gibi kederleniyorum, her şeyi görüp, okuyup düşünmemizin imkansızlığı aklıma geldikçe...
Fakat gördüklerime dikkat etmiyorum, okuduklarımı önemsemiyorum, düşündüklerimin arkasını getirmeye çalışmıyorum. Şiddetli, hoyrat bir hevesle saldırıyorum her önüme gelene.
Ruhum kendi coşkusunu bile taşıyamayacak kadar zayıf.