Seni hayata bağlayan, dedi bana, ne var ki? Aşkın seni istediği yok, şan peşinden koşmuyor, kudret ise yanına bile uğramadı. Miras aldığın ev bir harabeydi. Sana bırakılan toprakların ilk ürünleri çoktan dön vurmuş, güneş ise vaatlerini çoktan yakıp kavurmuştu. Bahcendeki kuyular hep kördü. Havuzlarında yapraklar daha sen göremeden solup gitmişti. Ayrıkotları ağaçların altını, hiç yurumediğin patikaları, yolları kaplamıştı.
Yarın ben -şu hisseden ve düşünen insan, kendi evrenim-, evet, yarın o sokaklardan geçmekten ben vazgeçeceğim, ötekiler uzak bir "Ne oldu acaba?" ile beni anacaklar. Ve bütün yaptıklarım, bütün hissettiklerim, bütün yaşadıklarım herhangi bir şehrin sokaklarındaki günlük hayattan bir yayanın eksilmesinden ibaret kalacak.