Keşişler ayrıca dünyanın değişmekte olduğunu ve bütün tutkuların artık daha yoğun yaşanacağını söylediler. Nefret daha güçlü ve yıkıcı hale gelecek, sevginin yüzü ise ışığını daha çok yayacaktı.
“Paralel gerçeklik derken neyi kastediyorsun?”
“Mutluluk hissettiğinde, yüreğin sevgiyle dolduğunda bedenini ve ruhunu ele geçiren o hissiyatı kastediyorum. Gündelik yaşamının bir parçası olan her şey ansızın farklı anlamlar taşımaya başlar, renkler daha parlak görünür, önceden rahatsızlık veren şeyler, mesela soğuk, yağmur, yalnızlık, okul, iş gözüne yeni şeylermiş gibi görünür. Çünkü bir saniyeliğine de olsa kâinatın ruhuna dalmış ve tanrıların nektarını tadarak mest olmuşsundur.”
Eskiler hayatın hızlı aktığını, değişimlerin ise sürekli ve kalıcı olduğunu söylerlerdi. Her şey hep olduğu gibi kalsaydı kâinat diye bir yer de olmazdı.
İlgisini çeken şeyler yalnızlık ve güzellikti, Tanrı ile doğrudan irtibat kurmaktı; her şeyden önemlisi de gayet iyi tanıdığı ve hiç ilgisini çekmeyen bir dünyayla arasına hatırı sayılır bir mesafe koymak istiyordu.