"Hepimiz ruhumuzun kaptanı olduğumuzu, denetimin bizde olduğunu düşünmeyi severiz ve öyle olmadığımız düşüncesi son derece korkutucudur. Aslına bakarsanız psikoz dediğimiz budur; gerçeklikten koptuğunuz, kontrolün elinizde olmadığı duygusu ve bu bütün insanlar için çok korkutucu bir duygudur."
Hepimizin dayandığı alışkanlık halinde düşünce biçimleri ve davranış üreten, içkin yapılar vardır (şansımız varsa bunlar daha az uç yapılardır). Deneyimlerimiz ve davranışlarımız her zaman bilinçli düşünceden kaynaklanır gibi görünür; bizler de sahne gerisinde işleyen gizli güçlerin var olduğunu kabul etmekte zorlanırız.
Biz insanlar da pek çok otomatik, bilinçsiz davranışta bulunuruz. Ancak bilinçli ve bilinç dışı zihinlerimiz arasındaki karşılıklı etkileşim öylesine karmaşıktır ki, bunları fark etmeme eğilimizdeyizdir. Bu karmaşıklığın kökleri beynimizin fizyolojisindendir.
İradi, bilinçli davranışları alışılagelmiş ve otomatik olanlardan ayırt etmek zor olabilir. Gerçekten de biz insanlar davranışların bilinçli olarak yapıldığına inanmaya öylesine meyilliyizdir ki, yalnızca kendi davranışlarımızı değil hayvanlar alemi mensuplarının davranışları da böyle okuruz. Bunu ev hayvanlarınıza da yaparız. Bu tutum antropomorfize etmek / insana benzetmek / insanlaştırmak denir.