Anton Çehov'un meşhur sözündeki gibi ilk sahnede görünen silahın üçüncü sahnede patlaması kaçınılmazdır. Tarih boyunca kral ve imparatorlar yeni bir silah edindiklerinde, er ya da geç şeytana uyar ve o silahı kullanırlardı.
Barışı mümkün kılan nükleer silahlar misali, gelecekteki teknolojiler de yeni savaşlara zemin hazırlayabilir. Özellikle siber savaşlar küçük ülkeler ve devlet dışı aktörlere süper güçlerle mücadele edebilme imkanı sağlayarak dünyadaki istikrarı bozabilir... ("Yazılım bombaları" barış zamanında yerleştirilen ve uzaktan kontrol
edilebilen zararlı bilgisayar programlarıdır. ABD ve birçok ülkede altyapı tesislerini kontrol eden ağlara yerleştirilmiş böylesi kodlar olması kuvvetle muhtemeldir. )
Önceden altın madenleri, buğday tarlaları ve petrol kuyuları gibi maddi malvarlıkları temel zenginlik kaynaklarıyken, bugün en büyük zenginlik kaynağı bilgi haline geldi. Savaşla petrol kuyuları ele -geçirebilirsiniz, ama bilgiyi bu yolla elde edemezsiniz.
Uluslararası ilişkiler, iki devlet barış halinde olsa dahi, savaşın her daim bir seçenek olarak kenarda durduğu Orman Kanunuyla işliyordu... Taş Devri'nden Sanayi Devrimi'ne, Kuzey Kutbu'ndan Sahra Çölü'ne dünyadaki herkes, komşularının her
an saldırabileceğini, ordularını yenebileceğini ve insanlarını öldürüp topraklarını işgal edebileceğini bilirdi.
İnsanlar melek ve perilere inanmaya hazırdırlar ama minik bir pirenin ya da tek bir damla suyun katil avcılardan bir ordu oluşturabileceğine asla ihtimal vermezler.