O Gece
Böyle yazmıştı o zamanın şairi,
Hiçbir şubat bu denli soğuk olmamıştı,
Hiç kimse taş yastıkta bir gece uykusuna muhtaç olmamıştı.
Karanlık, toprağa sinmiş bir yas gibi çökmüştü şehre,
Zaman, enkazın altında sıkışıp kalmıştı.
O gece,
Gök yarıldı, yıldızlar düşüp parçalandı,
Yer, öfkesiyle vurdu kendini,
Ve şehir, bozkırda kurumuş bir çınar gibi devrildi.
Bir bebek, daha ilk ninnisini bitiremeden sustu,
Bir kadın, dualarını taşların altına gömdü,
Bir adam, uykuya dalıp bir daha uyanmadı.
O gece,
Zaman akmayı unuttu.
Bir baba, kızını koklayamadan taş oldu,
Bir anne, evladını kollarına alamadan toprak oldu,
Bir sevgili, sevdiğine varamadan karanlıkta kayboldu.
Sessizlik…
Ve sonra…
Enkazın arasından bir nefes,
Taşlara çarpa çarpa yankılanan bir fısıltı:
“Beni duyan var mı?”
Ey gece,
Sen söyle, kim kaldı sağ, kim düştü yere?