İlk başlarda okumakta çok zorlandığım bir kitap oldu kendileri:) Cinayet taciz tecavüz konuları ağırlıklı olduğundan +18 değilde ,+25 den önce okunmasını tavsiyeyi edemeyeceğim türden diyebilirim. Onun dışında kinyas ve kayra karakterine gelecek olursak aslında her ikisinide içimizde taşıyoruz. Kitabı bitirdiğimde kendime şu soruyu sordum sen kinyas mısın yoksa kayra mı? Hangisi olmak için çabalıyorsun?
Ve bu kitabı bitirdikten sonra hala eski siz olmuyor ve sorgulayacak çok şey buluyorsunuz kendinizde yaşadığınız bu hayatta
İncelememi şu alıntıyla bitirmek istiyorum
Gözlerini açmalı. Nefsine sahip çık manın zamanı geldi. Hayat reddedemeyeceği kadar güzel ve gerçek. Bu bayatta umut, sevgi, dostluk, insanlık var! Ölümse boş bir kagit!
Herkesin kendine göre bir hücresi var. Bazılarınınki daha genisse, neyi değiştirir? Mahkum olduktan sonra hayata, fark eder mi üç üçe bir oda ya da binlerce kilometrekarelik bir ülke? Hayatlarımıza sadece acı yön veriyor. Dejenere mazoşistleriz! Dövülmek, hapsolmak, sağlanmak için yanıp tutuşuyoruz. Acı! Noah'nın acısı fakirliktir. Benim acmsa elle tutulmaz. Hayatın kendisidir.
Uzun zamandır yağmurda keyifle yürüyen insanlar göremiyorum. Eskiden etrafta yağmurdan kaçmayan, damlaların altında keyifli keyifli yürüyen insanlar vardı. Parklardaki çiçeklerle konuşan, gece yarısı kenar mahalle banklarında huzurla yıldızları seyreden, sokak köpeklerinin başını okşayan, tramvayda ağlayan bir çocuk olursa veririm sevinir diye cebinde çikolata bulunduran insanlar vardı. O insanların hepsi şimdi yağmurla ilgili paylaşım yapma, çiçeklerin fotoğrafını çekme, sevimli çocuklarla selfie yapma derdinde. Bir çiçeği okşayacak, bir çocukla gülümseyecek, bir köpeğe ağlayarak aşkını anlatacak insanlar yok artık etrafta. Çünkü hepsinin çok işi var. Çünkü hepsinin akıllı telefonları ve sınırsız internet bağlantıları var. Ve gittikçe kabaran ölçüsüz nefretleri var. Ve elbette benim de durumum o kızdığım insanlardan farklı değil. Birbirimizden nefret ediyoruz artık, yaşasın kapitalizm!