Hür bir fikir eğitimi görmeyenlerle anlaşmak imkânı var mıdır? Onlar da gerçeğin yüzde yüz yergi ile yüzde yüz övgünün belki de tam ortasında olduğunu bilmez değillerdir. Fakat eski zamanların kulluk ahlâkına esirdirler. Yerme, yahut övme iyilik yahut kötülük gördüğünüze göre, bu ikisini yapmakta olanların ahlâkına göre haklısınız. Tarihte gerçeğin ne lüzumu var?...
Osmanlı tarihi, bu sebeple, bir yalan âlemi olmuştur. Yalan Şark'ta ayıp değildir.
Milli Eğitim Basımevi- Devlet Kitapları, 1000 Temel Eser·Kitabı okuyor
Bizden Belgrad'ı aldıkları zaman, düşman delegeleri Niş kasabasını da istemişlerdi. Osmanlı delegesi ayağa kalkarak;
- Ne hâcet, dedi, İstanbul'u da size verelim!
Babalarımız için Niş, İstanbul'a o kadar yakındı.
Biz eğer Vardar'ı, Trablus'u, Girid'i ve Medine'yi bırakırsak, Türk Milleti yaşayamaz sanıyorduk.
Çocuklarımızın Avrupa'sı Marmara ve Meriç'te bitiyor.
Batış ve kurtuluş gibi, bir milletin tarihinde ikisi tek yüzyıl içine pek az defa sığmış olan ve yalnız biri milli tarihin bir büyük faslı olan iki hâdiseyi dört, beş yıl içinde görüp geçirmiş, en büyük acıyı ve en büyük milli sevinci tatmış olanların hikâyeleri okunmaya değer.
Milli Eğitim Basımevi- Devlet Kitapları, 1000 Temel Eser·Kitabı okuyor