d.

Puan vermedi
Zeus – Göklerin Efendisi ve Hikayesi Zeus Kimdir? Bugün konumuz yunan mitolojisinin en büyük ve en güçlü ama bir o kadar tuhaf tanrısı Zeus. Yunanlar binlerce yıl bu bencil, kibirli ve çapkın tanrıya dualar etmişlerdir. Onu biraz daha yakından tanıyabilmek için doğuşuna ve bazı efsanelerine bakalım. ‘Tanrıların ve İnsanların Babası’ olarak bilinir. Bu unvanın da hakkını verir bir yandan. Her ne kadar ona az önce çapkın demiş olsam da pek de öyle değildir. İnsan veya tanrı fark etmeksizin her kadının peşinde koşar. Şekiller değiştirir, zorla yataklarına girer, kaba kuvvet uygular, tecavüz bile eder. Bu pek çapkınlık değil… Tanrısal özellikleri sadece doğa üstü güçlere sahip olmasından ibarettir. Onun dışında oldukça kötü bir karaktere sahiptir. Bu yönleriyle fazla insansıdır. Romalılar ona Jüpiter demektedir. Karısı baş tanrıça Hera’dır. İkisinin karakterini biraz detaylı incelediğinizde tanrısal özelliklerinden çok insani özellikleri ön plana çıkar. Şimşeklerin ve gök gürültüsünün tanrısıdır. Her tanrı gibi caydırıcı ve hükmedici bir gücü vardır. Ondan korkmak için sadece kafanızı kaldırıp gökyüzüne bakmanız, gördüğünüz şeyin kudreti ve bilinmezliği karşısında ezilmeniz gerekir. Dünyaya dair çok az şey bilen insanoğlu denizlerden, gökyüzünden ve doğal afetlerden fazlasıyla etkilenerek bu tanrıları yaratmışlardır. Şimdi doğumundan başlayarak binlerce yıl çok büyük topraklarda inancının hükmünü süren bu tanrıyı daha yakından tanıyacağız. Zeus’un Doğumu Annesi Tanrıça Rhea, Zeus’u doğurduğunda onu hemen Girit’e kaçırmış ve bir mağaraya kapatmıştı. Orada bebek Zeus’a bakan bir de peri vardı. Perinin adı ise Amaltheia’ydı ve bu orman perisi bebeği keçi sütü ile besliyordu. Ancak bu öyle normal bir keçi değil, korkunç bir yaratığa benziyormuş ve çok büyükmüş. Zaten daha
ZeusÖzgür Berkkaya · Anonim Yayıncılık · 201113 okunma
Reklam
10/10
·163 syf.·
2020 82. kitabı
·
Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sından 15 Muhteşem Alıntı Sayfa 34 “İnsanlar birbirini ne kadar iyi anlıyorlardı… Bir de ben bu halimle kalkıp başka bir insanın kafasının içini tahlil etmek, onun düz veya karışık ruhunu görmek istiyordum. Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!.. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçındığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiveriyoruz?” Sayfa 52 “O andaki hislerimi, bilhassa aradan bu kadar seneler geçtikten sonra, anlatmama imkan yok. Yalnız orada, kürk mantolu bir kadın portresinin önünde, mıhlanmış gibi durduğumu hatırlıyorum. Resimleri seyredip geçenler, vücutlarıyla beni sağa sola itiyorlar, fakat ben olduğum yerden ayrılamıyordum. Bu portrede ne vardı?.. Bunu izah edemeyeceğimi biliyorum; yalnız, o zamana kadar hiçbir kadında görmediğim garip, biraz vahşi, biraz mağrur ve çok kuvvetli bir ifade vardı. Bu çehreyi veya benzerini hiçbir yerde, hiçbir zaman görmediğimi ilk andan itibaren bilmeme rağmen, onunla aramızda bir tanışıklık varmış gibi bir hisse kapıldım. Bu soluk yüz, bu siyah kaşlar ve onların altındaki siyah gözler; bu koyu kumral saçlar ve asıl, masumluk ile iradeyi, sonsuz bir melal ile kuvvetli bir şahsiyeti birleştiren bu ifade, bana asla yabancı olamazdı. Ben bu kadını yedi yaşımdan beri okuduğum kitaplardan, beş yaşımdan beri kurduğum hayal dünyalarından tanıyordum. Onda Halit Ziya’nın Nihal’inden, Vecihi Bey’in Mehcure’sinden, Şövalye Büridan’ın sevgilisinden ve tarih
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,2bin okunma
Bütün sorunların başında iletişimsizlik olduğunu düşünüyorum...🤔🤔
1000Kitap
Türk Edebiyatı’ndan 16 Güzel Şiir . 1. Kelimeler, Özdemir Asaf Yarıda kalmış aşklarının hesapları içinde Denizlere açıldı içimizden biri Niçin gittiğini söylemeden. Doyulmamış arzularla doluydu yelkenleri. Yıpranmış kelimelerin verdiği güvenden. Bulacak sanıyordu yenilikleri. Her an bir yeni su vardı, Her yeni suda bir yeni an. Deniz, dalgalarıyla gösteriyordu dışından Yaşananla düşünülenler arasındaki farkı. Bitmiyordu köpüklerle renkler Bir başka damlada, bir başka ışıkta başlamadan. 2. Ümit, Küçük İskender Gözbebeklerinden şahlanan kayışları gererek arkaya doğru apansız bir tanımsızlık hissiyle Bakışlarından ölümsüzlük dersi alan tanrıların sofrasında nemli bir tuzluk gibi tıkalıyken kalbim parmağımdan çıkartamadığım bir yüzüksün sen 3. Sen Bir Beyaz Kadınsın, Attila İlhan
Şiir