İbn Sina, aşkı, insanın karşı cinsten birinin yüz çizgilerini,el kol devinimlerini ve davranışlarını durup durup düşünmekten doğan sürekli bir hüzün düşüncesi olarak tanımlıyordu : Bir hastalık olarak doğmuyordu, ama doyurulmazsa bir saplantıya dönüşüyordu.
O zamana dek, her kitabın nesnelerden söz ettiğini sanırdım; kitapların dışında kalan insancıl ya da kutsal nesnelerden. Şimdi, kitapların oldukça sık başka kitaplardan söz ettiklerini ya da sanki kendi aralarında konuştuklarını da fark ediyordum.