Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Acıya alışmış, acı ile yuğrulmuş kişiye bahtiyarlık güneşinin, ışıklarını kısa bir an göstererek sonra yine onu karanlığa boğmasında sanki ne mana vardı?
Kür Şad, ölmüş Çinli yığınları üzerinde tek başına Çin Kağanlığına karşı vuruşuyordu. Yalınkılıçtı.Börkü düşmüş, kaftanı parça parça olmuştu. Göğsü açıktı. Göğsünden,alnından yanaklarından,boynundan kan sızıyor; fakat o yine vuruşuyor, dövüşüyor,çarpışıyordu.
O şimdi yarı Tanrı gibi bir şeydi.
Kür Şad kesin bir sesle arkadaşlarına:
-Çin kağanı bu gece sokağa çıkmayacak.Onu tutmak için biz saraya saldıracağız! dedi.
Kırk kişi oraya zaten ölüme kadar çarpışmaya ant içerek gelmişlerdi. Onlar için,sokakta tek yaverle giden Çin kağanını tutsak etmekle, binlerce çerinin koruduğu saraya saldırmak arasında hiçbir ayrıntı yoktu.Yaptıkları işin büyüklüğüne,kendilerinden yüzyıllarca yıl sonra gelenlerin şaşacağı da akıllarına gelmiyordu.