Annemle babamı alıp uçsuz bucaksız bir çöle koysak, zıt yönlerde yürüyeceklerine emindim.
Tut ki karşılaştılar, birbirlerine adlarını bile sormaz , öylece geçip giderlerdi.
Ama işte şimdi bir balkonda yan yana koymuştu hayat onları. Biri onları aynı öyküye yazmıştı .
İki insan , bir çanak karpuz , masaya serili fotomaç’ın üzerinde anbean yükselen bir kabuk tepesı ve bir televizyon.
Balkonun sinekler üşüşmüş lambasının altında , sessizce oturmuş ömür tüketiyorlardı.
O gece sabaha karşı deprem oldu .