Tanrı'nın yaptırmak istediği her şey zordur bizim için ve onun içindir ki bizi ikna etmeye çalışmaktansa buyurur. Ve Tanrı'ya itaat edersek kendimize itaatsizlik etmemiz gerekir ki Tanrı'ya itaatin zorluğu tam da burada, kendimize itaatsizlikte yatar.
İşbaşına gelen askerî cunta, ülkenin varlık içinde yüzdüğünü etkileyici bir biçimde göstermek isteyince Allende'nin kamulaştırdığı her şeyi hemen yeniden özelleştirdi, değerli ne varsa özel girişimcilere ve çokuluslu şirketlere sattı. Bunun sonucunda, gösterişli lüks mallarda büyük bir patlama oldu, kamu işlerinde göz boyayıcılık aldı yürüdü, böylece de ülkede görülesi bir zenginlik ve ekonomik denge olduğu yanılsaması yaratılmış oldu.
Beş yıllık bir dönemde, son iki yüz yılda getirtilen mal kadar mal getirtildi yurtdışından, bunu sağlamak için de Ulusal Banka, özelleştirmeden sağlanan parayı garanti olarak göstererek dolar kredisi aldı. Uluslararası kredi kuruluşlarıyla işbirliğine giren Amerika Birleşik Devletleri de işin geri kalan yanını tamamladı. Ne var ki borçları geri ödeme zamanı geldiğinde yanılsamaların içyüzü ortaya çıktı: Son altı yılın ekonomik fantezileri bir anda siliniverdi. Şili'nin dış borçları 23 milyar dolara ulaşmıştı, bu rakam Allende dönemindeki dış borçların tam altı katıydı. Mapocho Irmağı'nın kıyılarındaki halk pazarlarında şöyle bir dolaşırsanız ziyan edilen 19 milyar doların toplum yaşamında yol açtığı sonuçların acı gerçeğini gözlerinizle görürsünüz. Ekonomik mucize, üç beş zengini çok daha zengin, geri kalan Şililileri de çok daha yoksul hale getirdi.