Ben bir hayalperestim; gerçek yaşamla bağım o denli az ki, bunun gibi, şimdiki gibi çok nadide saydığım anları düşlerimde yine yaşamadan edemem. Bütün akşam sizi düşleyeceğim, bütün hafta, bütün yıl. Yarın kesinlikle buraya geleceğim, tam buraya, bu noktaya, tam bu saatte geleceğim ve yaşadıklarımızı anımsayarak mutlu olacağım. Artık burası benim gözbebeğim.
(...) siz ise sersemleşmiş, allak bullak olmuş vaziyette kendi kendinize sorarsınız: O kederli, tasalı gözleri hangi güç böyle keskin bir ışıltıyla tutuşturmuş olabilir? O bembeyaz, çökmüş yanaklara böyle kan yürüten nedir? O narin yüz hatları nasıl bu denli arzuya ve tutkuya boğulabilmiştir? Şu sine nasıl böyle kabarmıştır? (...) O geçici güzellik öyle çabuk, öyle geri dönülmez biçimde solup gitmiş, gözlerinizin önünde öyle aldatıcı biçimde, amaçsız parlayıp dönmüştür ki... maalesef daha onu sevmeye vaktiniz bile olmamıştır...