Körlük’ün adı bilinmeyen ülkenin adı bilinmeyen kentindeyiz yine. Üstelik yaşanan trajedinin üzerinden çok da geçmemiş, uyandırdığı dehşetin hatırası taze, mağdurları da hâlâ sağken yeni bir felaket, daha doğrusu olağandışı bir hal geliyor kentin başına. Seçim yapılıyor, sandıklar kuruluyor.
Ancak beklenmedik bir şey oluyor ve oyların büyük çoğunluğu boş çıkıyor. Hükümet bir komplo şüphesiyle derhal teyakkuza geçerek bu beklenmedik durumu siyasal düzenin çarkları içinde öğütmeye çalışıyor; sonuç alamayınca da çareyi sıkıyönetim ilan ederek kenti terk etmekte buluyor. Fakat beklentinin aksine, düzenin yokluğunda düzensizlik baş göstermeyince, onu çıkarmak da yine siyasal erke düşüyor.
.
.
.
Körlük kitabı kadar olmasada güzel bir kitap diyebilirim
Okunacak kitap listesinin arasına ekleyebilirsiniz.
İki çocuk
Bir tel örgü..
Arkadaşlık..
Masumiyet..
Çok şey söylemek isterdim belki de haykırmak. Askerler Bruno ile Shmuel'i götürdüklerinde arkalarından "gitmeyin, durun" diye haykırmak istedim. Ama sesimi onlara ulaştıramadım.
.
.
Okuyun,okutun...