Oyun terapisi odası iyi bir büyüme zeminidir. En önemli figürün çocuk olduğu, oyunu ve davranışlarını kendisinin yönlendirdiği bu güvenli alanda kimse ona ne yapması gerektiğini söylemez, tavsiyede bulunmaz, onu azarlamaz, rahatsız etmez, onun mahremiyetini ihlal etmez. Çocuk burada kanatlarını açabileceğini hisseder; tam olarak kabul gördüğü için kendisine doğrudan bakabilir; fikirlerini hayata geçirebilir. Dünyası artık buradadır; didişen ebeveynler arasında bir piyon haline geldiği veya bir başkasının hayal kırıklıkları ve saldırganlıklarının hedefi olduğu dış dünyada, erişkin otoritesi, rakip akranlar veya sıkıntılı durumlarla yarışmak zorunda değildir. Başlı başına bir bireydir. Ona itibar edilir ve saygı gösterilir. İstediği her şeyi söyleyebilir ve tamamen kabul görür. Oyuncaklarla nasıl isterse o şekilde oynar ve tamamen kabul görür. Nefret edebilir, sevebilir ve taş bir heykel gibi kayıtsız olabilir; yine tamamen kabul görür. Bir kasırga kadar hızlı yahut bir kablumbağa kadar yavaş olabilir ve ne hızı kesilir ne de acele ettirilir.
Bu kitapta öyküleri anlatılan çocuklar sevgi, güven ve aidiyet sağlamayan ilişkilere sahipken, terapi süreci sonunda onlar için çok gerekli olan değerli olma hissini kendi kendilerine kazanabildiler. İçlerinde var olan kendi ayakları üzerinde durabilme, kendilerini kabul etme, kişiliklerinin sorumluluğunu üstlenme ve böylelikle kişiliğin iki boyutunu -kişinin kendi içinde kim olduğu ve içindeki kendiliğini dışarı nasıl yansıttığı eşgüdümleme becerilerinin farkına vardılar.
Tıpkı doğadaki herhangi bir bitkinin büyüyebilmek için güneş, yağmur ve verimli bir toprağa ihtiyaç duyması gibi, bireyin de büyüyebilmek için kendisi olmasına izin verilmesine, hem kendisinin hem de başkalarının onu olduğu haliyle kabul etmesine ve herkesin doğuştan sahip olduğu kişilik onuruna saygı duyulmasına ihtiyacı vardır.
Her ne kadar çağdaş psikolojiye göre, kişilik gelişiminin insanın yaşamı boyunca süregeldiğini kabul etsek de, kişilik oluşumu ve yapılanmasında, temelin çocukluk döneminde atıldığı gerçeği geçerliliğini korumaktadır. Bu temelin en önemli yapıtaşları ise, sevgi, ilgi ve güvendir.