" İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür,. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız... Yalnız... "
Bize hiç bir şey yapılmadı, yalnızca tam bir hiçliğin içine koyulduk, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhunu hiçlik kadar baskı altına alamaz.
“alelade bir adam iyiliği ve kötülüğü dışardan bekler. hâlbuki bir fikir adamı ise, bunu sadece kendinden bekler. siz bu felsefeyi, havanın daima ılık olduğu ve portakal ağaçlarının çiceklendiği yunanistan'da vaaz ediniz! bu felsefe buranın iklimine uygun değildir. ben kiminle diyojen'den bahsetmiştim? sizinle mi? evet dün benimle diyojen'in iyi bir çalışma odasına ve sıcak bir apartmana ihtiyacı yoktu orası kendiliğinden sıcaktır; bir fıçıda oturup portakalla zeytin yemesi pekala mümkün oluyordu fakat aynı diyojen'in rusya'da oturması icab etseydi, değil kanunu evvelde fakat mayısta bile bir oda istemeye kalkacaktı aksi takdirde soğuktan kakırdardı.”