En çok korktuğu şey hayaldi . Bu ikiyüzlü yol arkadaşı , bir bakıma dost ,bir bakıma düşman ; inanmadığım zaman dost , tatlı akışına kapılıp gittiğim zaman düşman .
Dalgaların azgın atılışları ,vahşi gürleyişleri insanın zayıf kulaklarını incitir ; dünyanın ilk gününden başladıkları esrarlı ,hüzünlü şarkılarını tekrarlayıp dururlar ; hep aynı inilti, hep aynı şikayetler ; birde bunların katılan keskin ,uğursuz ,kimin olduğu bilinmeyen bağrışmalar . Etrafta kuş cıvıltılarından eser yoktur ; yalnızca sessiz martılar , birer mahkûm gibi kâh kıyıda, kâh sular üstünde dertli dertli uçuşurlar .
Zaten tabiatın vahşisini ,heybetlisini ne diye severler bilinmez . Vahşilikten,heybetten ne çıkar ? Mesela deniz . Tanrı eksik etmesin ama bizden uzak olsun daha iyi ! İnsana hüzün vermekten başka şeye yaramaz . Baktıkça ağlayacağınız gelir . Bu uçsuz bucaksız su kitlesi önünde ruh ezilip büzülür ;hiç değişmeden , alabildiğine uzayıp giden bu güzel manzarada yorulan göz dinlenecek bir yer bulamaz .
Susmaya devam etti . Uzun bir sukût.Dakikalar geçiyor .Her an birbirimizden biraz daha uzaklaşıyoruz . Konuşursak ,birbirimize bunu hissettirmekten başka bir şeye yaramayacak . Bunun için susuyoruz . Ne onda bu büyük mesafeyi atlamak ve ötekinin yanına varmak isteği , ne bende kuvveti var . Bu sessizlik içinde zaman aramızdan bir düşman gibi geçiyor .