Dilara öz

Bu saatten sonra benim hayatımdan çıkıp başka boktan şeylerle ilgilenirsiniz artık.Bu kadar hayatımın sizin için önemli olması bana karşı alınan bir tavır bir kin bir düşmanlık.Sizin için bu kadar uğraşılacak insan olduysam bana yazmaktan kendi hayatınızı unuttunuz.Madem bu kadar iyisiniz iyilik yapın boş yapmayın.Eminim ki sizin gibi akıl oyunları oynayan insanlardan daha kalbim temiz.Ama insanlar çıkarlarına göre benden artık size karşı küfür bile yok.Allah a havale edip kitap okuyoruz diye insanların hayatlarına yorup yapmaya çalışan kendini kitap kurdu zeki akıllı olgun zanneden insanların hayatıma yorum yapmak oyun oynamak için hesap açması da tuhaf.İyisiniz iyiii çok iyiiii maşallah sensin sizsiniz…
Reklam
Sanki sığındığı bir liman vardı ona iyi gelen.
Sanki sığındığı bir liman vardı ona iyi gelen.
Kendime saygımın kalmadığını farkettim uzun süredir.Ama vazgeçmek kolay değildi.Sürekli onu düşünmek ,başına bişey gelecek diye korkmak ,kokusunu,gülüşünü,ona sımsıkı sarılırken yaşadığım huzuru,teninin kokusunu her zerresini özlemek o kadar zor ve acı tatlı.Onun elinden tutmak isterken davranışlarının eskisi gibi olmadığını farketmek beni öldürüyordu.O gözlerime baktığında ki parıltıyı göremiyordum sanki.Eskisi gibi değildik.Yıprandık yorulduk bittik.Biz tamamen bitmiş miyiz ? Ne tamamen silebiliyor ne ben silebiliyorum.Gitmek mi kalmak mı doğru olan ne ?

Alev Taner

@alevyuceboy
·
Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar. Kimseye anlatılmaz bu dertler. Çünkü henüz çaresi de, devası da yok bu dertlerin. Düşündüm, herkesin gökyüzünde bir yıldızı varsa, benim yıldızım uzak, karanlık, anlamsız olmalı. Belki de hiç yıldızım olmadı. İçimde müphem bir arzu: Bir deprem olsa da, bir yıldırım düşse de, sakin pırıl pırıl bir dünyaya yeniden doğsam? Azap çeken bir ruh gibi bekliyor, kolluyor, arıyordum, lakin boşuna! Dünya,ıssız yaslı bir ev gibi görünüyordu gözüme ve ben bağrımda bir acı duyuyordum. Bana göre değildi bu dünya; bir avuç yüzsüz, dilenci, bilgiç, kabadayı, vicdansız, açgözlü içindi; onlar için kurulmuştu bu dünya. Gönlümde düğümlenen bir şeydi bu ıstırap, bu kederli hal; kasırgadan az önceki havayı andırıyordu. Hissettim ki benim düşüncelerim de dayanıksız bir avuç kor gibidir, kül olmuştur, bir üflemeye bakar. Birbirine ters düşen öyle çok şey gördüm, birbiriyle çelişen öyle çok şey duydum ki! Artık hiçbir şeye inanmıyorum. Bazı kimselerin ölümle savaşı daha yirmisinde başlar; birçokları da yağı bitmiş lambalar gibi, sessiz yavaş, ecelleriyle sönerler. Yalnız ölüm yalan söylemez! Ölümün varlığı bütün vehim ve hayalleri yok eder. Bizler ölümün çocuklarıyız, hayatın aldatmacalarından bizi o kurtarır. Kimse göründüğü kadar dayanıklı değildir. Sadece görünmeyen yangınlar, duyulmayan fırtınalar, gizlice çürüyen ruhlar vardır. Nedir günler, nedir aylar? Benim için bir önemi yok bunların; Mezarda olan için zaman, anlamını kaybeder.
Reklam